Tüketici Sağlığı Ürünleri Derneği (TÜKSA), “Türkiye’de Öz Bakım ve Toplum Sağlığı” başlıklı tanıtım toplantısında halk sağlığının güçlendirilmesi, sağlık okuryazarlığının artırılması ve öz bakım yaklaşımının yaygınlaştırılması konularını çok paydaşlı bir perspektifle ele aldı. Kamu, sektör, akademi ve uluslararası kuruluş temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen toplantıda, tüketici sağlığı ürünlerinin toplum sağlığına katkısı ve düzenleyici çerçevenin önemi ön plana çıktı.
Toplantı; Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar, Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü Avni Dilber ve TÜKSA Yönetim Kurulu Başkanı Av. Süleyman Kara’nın açılış konuşmalarıyla başladı.
Bilim Temelli ve Güven Odaklı Düzenleyici Yaklaşım
Prof. Dr. Ahmet Ayar, tüketici sağlığı alanındaki düzenleyici süreçlerin bilimsel kriterler ve risk esaslı denetim anlayışı çerçevesinde yürütüldüğünü belirterek, kurumun temel sorumluluğunun piyasaya sunulan ürünlerin güvenli, kaliteli ve etkili olmasını sağlamak olduğunu vurguladı. Üretim süreçlerinin ve tesis standartlarının hem piyasaya arz öncesinde hem de sonrasında titizlikle değerlendirildiğini ifade eden Ayar, uluslararası standartlara uyum ve sürekli gözetim mekanizmalarının tüketici güvenliğinin temel dayanağını oluşturduğunu kaydetti.
Sağlık alanında güvenin yalnızca ürün kalitesiyle değil; şeffaflık, bilimsel kanıt ve güçlü denetim kültürüyle inşa edildiğini belirten Ayar, sürdürülebilir üretim anlayışının da sektörün ayrılmaz bir parçası olması gerektiğini dile getirdi. Sağlık okuryazarlığının artırılmasının hem bireysel bilinç düzeyini yükselteceğini hem de sağlık sistemi üzerindeki yükü azaltacağını söyledi.
Tüketici Sağlığında Denge ve Koruma Vurgusu
Avni Dilber ise sağlıkla ilişkili ürünlerin tanıtım faaliyetlerinde dijital mecraların payının yaklaşık yüzde 75’e ulaştığına dikkat çekerek, bu dönüşümün daha yüksek sorumluluk gerektirdiğini ifade etti. Reklamların doğru, dürüst ve ispat edilebilir olması gerektiğini vurgulayan Dilber, tüketiciyi yanıltmayan ve adil rekabeti gözeten bir piyasa yapısının korunmasının kritik önemde olduğunu belirtti.
Özellikle reçetesiz (OTC) ürünlerde kullanılabilecek ifadelerin mevzuat çerçevesinde hassasiyetle değerlendirilmesi gerektiğini dile getiren Dilber, sağlık beyanı içeren tanıtımlarda yasal sınırların gözetilmesinin hem sektörün sağlıklı gelişimi hem de toplum sağlığının korunması açısından belirleyici olduğunu kaydetti.
Küresel Sağlık Politikalarında Öz Bakım Dönüşümü
Global Self Care Federation Genel Direktörü Greg Perry, öz bakımın dünya genelinde sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği açısından stratejik bir gereklilik haline geldiğini belirtti. Dünya Sağlık Örgütü tanımına atıfta bulunan Perry, öz bakımın bireylerin ve toplumların sağlığı geliştirme ve yönetme kapasitesini güçlendiren bir yaklaşım olduğunu ifade etti.
Kanıta dayalı reçetesiz ürünlere erişimin artmasının birincil sağlık hizmetleri üzerindeki yükü azalttığını kaydeden Perry, COVID-19 sonrası artan sağlık farkındalığının bu dönüşüm için önemli bir fırsat sunduğunu dile getirdi.
Demografik Dönüşüm ve Sağlık Okuryazarlığının Stratejik Rolü
TÜKSA Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Kara ise Türkiye’nin içinden geçtiği demografik dönüşüm sürecinin, bireylerin sağlık süreçlerinde daha bilinçli ve aktif rol üstlenmesini zorunlu kıldığını belirtti. Yaşlanan nüfus ve artan kronik risklerin öz bakım kültürünü daha kritik hale getirdiğini ifade eden Kara, 150 ülkeyi kapsayan 2025 tarihli bir çalışmaya göre öz bakım uygulamalarının küresel ölçekte 120 milyar dolarlık tasarruf potansiyeli oluşturduğunu aktardı.

Kara, sağlık okuryazarlığının güçlendirilmesinin hem bireylerin bilinçli karar alma süreçlerine katkı sağlayacağını hem de sağlık kaynaklarının daha verimli kullanılmasına imkân tanıyacağını belirterek, TÜKSA’nın bu dönüşüm sürecinde sorumluluk almaya devam edeceğini ifade etti.
Panellerde Çok Boyutlu Değerlendirme
Toplantı kapsamında düzenlenen panellerde; eczanelerin danışmanlık rolü, tüketici sağlığında değer zinciri, aktif yaşlanmada öz bakımın önemi ve sağlık iletişiminin güçlendirilmesi gibi başlıklar ele alındı. Ayrıca öz bakımın sosyal güvenlik sistemi üzerindeki etkileri, koruyucu sağlık modelindeki yeri ve küresel OTC mevzuatı çerçevesinde değerlendirmeler yapıldı.
Akademi, kamu, sektör ve sivil toplum temsilcilerinin katkılarıyla gerçekleştirilen oturumlarda, öz bakım yaklaşımının hem Türkiye’de hem de küresel ölçekte daha dirençli ve sürdürülebilir sağlık sistemlerinin inşasında stratejik bir rol üstlendiği vurgulandı.