Tekno-güzellik lideri L’Oréal Türkiye, Dünya Çevre Günü kapsamında sürdürülebilirlik yaklaşımını tedarikçilerden tüketicilere uzanan tüm değer zincirinde güçlendirmeye devam ediyor. Bilim, yeşil inovasyon ve döngüsel ekonomi odağında şekillenen yaklaşım, çevresel etkileri azaltırken toplumsal fayda yaratmayı da hedefliyor.
Sürdürülebilirliği iş modelinin merkezine yerleştiren L’Oréal Türkiye, çevresel ve sosyal etkilerini azaltmak amacıyla geliştirdiği uygulamaları tüm operasyonlarına entegre ediyor. Şirket, dünyanın karşı karşıya olduğu çevresel zorluklara karşı mücadeleyi; yeşil bilim, döngüsel ekonomi ve bütüncül ekosistem yaklaşımı olmak üzere üç temel eksende sürdürüyor.
L’Oréal Türkiye Kurumsal İlişkiler ve Etkileşim Direktörü ve Ülke Sürdürülebilirlik Lideri İrem Karaoda Tanrıkulu, sürdürülebilirliğin artık bir tercih değil, ortak bir sorumluluk olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:
"Gezegenimizin geleceği için sürdürülebilirlik artık hepimizin ortak sorumluluğu. L’Oréal Türkiye olarak bu dönüşümü ürün geliştirmeden tedarik zincirine kadar tüm iş süreçlerimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Dünya Çevre Günü, yürüttüğümüz çalışmaları paylaşmak ve tüm paydaşlarımızı daha sürdürülebilir bir gelecek için birlikte hareket etmeye davet etmek açısından önemli bir fırsat sunuyor. ‘Gelecek İçin L’Oréal’ programımız kapsamında hayata geçirdiğimiz projelerle, daha kapsayıcı ve sürdürülebilir bir güzellik ekosistemi oluşturmayı hedefliyoruz.”

Yeşil Bilim ve Teknolojik İnovasyon Dönüşümün Merkezinde
L’Oréal Türkiye, sürdürülebilir dönüşümün ürün geliştirme aşamasında başladığına inanıyor. Şirket, 2030 yılına kadar ürün formüllerinde kullanılan içeriklerin yüzde 95’ini biyobazlı kaynaklar, bol bulunan mineraller veya döngüsel süreçlerden elde etmeyi hedefliyor.
Bu yaklaşımın önemli örneklerinden biri olan L’Oréal’in patentli molekülü Pro-Xylane, doğal bir şekerden elde edilirken tamamen su bazlı reaksiyonlarla üretiliyor. Böylece çevresel etkinin azaltılmasına katkı sağlanıyor.
Şirket ayrıca su tüketimini azaltmaya yönelik teknolojileriyle de dikkat çekiyor. Daha az durulama gerektiren saç bakım ürünleri ve su kullanmadan makyaj temizlemeye olanak sağlayan misel su teknolojileri tüketicilerin günlük su kullanımını azaltırken, profesyonel salonlar için geliştirilen L’Oréal Professionnel GJOSA Water Saver teknolojisi durulama işlemlerinde yüzde 69’a varan su tasarrufu sağlıyor.
Döngüsel Ekonomi Yaklaşımıyla Kaynak Verimliliği Artıyor
L’Oréal Türkiye, geleneksel “al-yap-at” modelinden uzaklaşarak döngüsel ekonomi yaklaşımını tüm iş süreçlerine entegre ediyor. Ambalaj tasarımlarında malzeme kullanımını optimize eden şirket, lojistik süreçlerinde de karbon ayak izini azaltmaya yönelik uygulamalar yürütüyor.
İstanbul’daki lüks tüketim ve profesyonel ürün dağıtımlarını tamamen elektrikli araçlarla gerçekleştiren şirket, yılda yaklaşık 58 ton karbon emisyonunun önüne geçiyor. Yeniden kullanılabilir kutu sistemleri sayesinde ise yıllık yaklaşık 400 ton su tasarrufu sağlanıyor.
L’Oréal Türkiye’nin yeniden doldurulabilir (refill) ürün çözümleri de ambalaj kullanımında önemli tasarruflar sunuyor. Bu uygulamalar sayesinde plastik ve cam kullanımında yüzde 59 ila 75 arasında azalma sağlanırken, ambalaj atıkları ortalama yüzde 70 oranında düşürülüyor.

Sürdürülebilirlik Tedarik Zinciri Boyunca Yaygınlaşıyor
L’Oréal Türkiye, sürdürülebilir dönüşümün tüm paydaşların katılımıyla mümkün olduğuna inanıyor. Bu doğrultuda şirket, tedarikçilerini de sürdürülebilirlik hedeflerine dahil ediyor. “Gelecek İçin L’Oréal” programı kapsamında stratejik tedarikçilerin 2030 yılına kadar doğrudan emisyonlarını 2019 seviyelerine göre yüzde 50 azaltmaları hedefleniyor.
Şirket, tedarikçilerine yalnızca hedefler sunmakla kalmıyor; eğitim, bilgi paylaşımı ve teknoloji desteğiyle dönüşüm süreçlerini de destekliyor.
Toplumsal faydayı da sürdürülebilirlik yaklaşımının ayrılmaz bir parçası olarak gören L’Oréal Türkiye, kadın girişimciler, engelli bireyler ve KOBİ’leri destekleyen kapsayıcı tedarik politikaları yürütüyor. Türkiye’de tedarik zinciri aracılığıyla desteklenen 146 kişilik istihdamın yüzde 61’ini kadın girişimciler, yüzde 39’unu ise KOBİ’ler oluşturuyor.
Bilimsel inovasyon, kaynak verimliliği ve paydaş iş birliklerini merkeze alan L’Oréal Türkiye, Dünya Çevre Günü vesilesiyle sürdürülebilirliğin yalnızca çevresel değil, ekonomik ve toplumsal boyutlarıyla da ele alınması gerektiğini vurgulayarak, daha sürdürülebilir bir gelecek için çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor.