SUDER'den Su Güvenliği Uyarısı: Şehirlerde Su Stresi Derinleşiyor

SUDER'den Su Güvenliği Uyarısı: Şehirlerde Su Stresi Derinleşiyor
  • 06.08.2026

SUDER, iklim krizinin etkisiyle artan su stresi karşısında sürdürülebilir su yönetimi, kaynakların korunması ve verimli tüketim uygulamalarının yaygınlaştırılması gerektiğine dikkat çekti.

Küresel iklim değişikliğiyle birlikte artan sıcaklıklar ve kuraklık riski, su kaynakları üzerindeki baskıyı her geçen yıl artırıyor. Avrupa'da sıcaklıkların uzun dönem ortalamalarının üzerine çıkması ve kuraklık koşullarının yaygınlaşması, su güvenliğini şehirlerin iklim değişikliğine uyumunda en kritik başlıklardan biri haline getiriyor.

Ambalajlı Su Üreticileri Derneği (SUDER), iklim krizinin su kaynakları üzerindeki etkilerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, suyun korunması, sürdürülebilir yönetimi ve verimli kullanımının hem çevresel hem de ekonomik açıdan stratejik önem taşıdığını vurguladı.

Türkiye su stresi yaşayan ülkeler arasında
SUDER'in değerlendirmesine göre, Copernicus iklim verileri Avrupa'nın büyük bölümünde sıcaklıkların uzun dönem ortalamalarının üzerinde seyrettiğini ve kuraklık koşullarının giderek yaygınlaştığını ortaya koyuyor. Akdeniz Havzası'nda yer alan Türkiye de bu süreçten doğrudan etkilenen ülkeler arasında bulunuyor.

Kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı dikkate alındığında Türkiye'nin "su stresi yaşayan ülkeler" sınıfında yer aldığına dikkat çekilen açıklamada, gerekli önlemlerin alınmaması halinde su kaynakları üzerindeki baskının daha da artabileceği ifade edildi.

"Su yönetimi stratejik bir yaklaşım gerektiriyor"
SUDER Yönetim Kurulu Başkanı Yaşabey Kalebaşı, suyun yalnızca temel bir tüketim ürünü değil, yaşamın sürdürülebilirliği açısından stratejik bir kaynak olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Kalebaşı, iklim krizinin su kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığını ifade ederek, şehirlerin dayanıklılığının suyun nasıl korunduğu ve yönetildiğiyle doğrudan ilişkili olduğunu söyledi. Ambalajlı su sektörünün kaynakların korunması, güvenli suya erişimin sağlanması ve verimli kullanımın desteklenmesi konusunda önemli sorumluluklar üstlendiğini dile getirdi.

Sürdürülebilir üretim ve kaynakların korunması
Dernek, üye şirketlerin yer altı su kaynaklarının korunmasına yönelik uygulamalar yürüttüğünü, kamu kurumları, üniversiteler ve yerel paydaşlarla iş birlikleri geliştirerek doğal kaynakların sürdürülebilir yönetimine katkı sağladığını belirtti.

Açıklamada ayrıca üretim süreçlerinde su kayıplarını en aza indirmeyi hedefleyen uygulamaların benimsendiği, geri dönüştürülebilir ambalaj kullanımının yaygınlaştırılmasıyla çevresel etkinin azaltılmasına yönelik çalışmaların sürdürüldüğü ifade edildi.

Ev tipi arıtma cihazlarında su kaybına dikkat çekildi
SUDER, su kaynaklarının korunması açısından ev tipi su arıtma sistemlerinde yaşanan su kayıplarına da dikkat çekti.

İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi tarafından gerçekleştirilen "Ev Tipi Su Arıtma Sistemlerinin Su Kalitesinin Değerlendirilmesi" araştırmasına göre, ev tipi arıtma cihazlarında 1 litre içme suyu elde edebilmek için yaklaşık 5 litre veya daha fazla su atık olarak oluşabiliyor. Dernek, su stresi yaşayan bölgelerde bu durumun verimlilik açısından dikkate alınması gereken önemli bir unsur olduğunu belirtti.

2040 yılında 5,7 milyar kişi su sıkıntısıyla karşı karşıya kalabilir
SUDER, uluslararası projeksiyonlara göre 2040 yılında dünya genelinde yaklaşık 5,7 milyar insanın su sıkıntısı yaşayabileceğinin öngörüldüğünü hatırlatarak, suyun verimli kullanımının artık çevresel olduğu kadar ekonomik ve toplumsal bir zorunluluk haline geldiğini vurguladı.

Kalebaşı, yer altı ve yer üstü su kaynaklarının korunması, su kayıplarının azaltılması ve tarımdan sanayiye kadar tüm sektörlerde verimli su yönetimi uygulamalarının yaygınlaştırılmasının gelecekte su güvenliğinin sağlanması açısından kritik önem taşıdığını ifade etti.

BÖLÜM SPONSORU

Yazıyı Paylaş

BÖLÜM SPONSORU