Sosyal Medya Dikkat ve Hafızayı Zayıflatıyor mu?

Sosyal Medya Dikkat ve Hafızayı Zayıflatıyor mu?
  • 20.02.2026

Sabah uyanır uyanmaz telefona uzanmak, gün içinde defalarca ekran kontrol etmek ve gece uyumadan önce sosyal medyada gezinmek… Dijital çağın bu rutin davranışları artık yalnızca alışkanlık değil; uzmanlara göre dikkat ve hafıza süreçlerini etkileyen önemli bir dönüşümün parçası.

Küresel ölçekte artan problemli sosyal medya kullanımı ve Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) çocuklara yönelik ekran süresi sınırlamaları, konunun halk sağlığı boyutuna ulaştığını gösteriyor. Araştırmalar, yalnızca telefonun masada durmasının bile bilişsel performansı düşürebildiğini ortaya koyuyor.

“Telefon masadayken bile dikkat azalıyor”
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Acıbadem Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Murat Kurt, sosyal medyanın aşırı ve kontrolsüz kullanımının dikkat ve hafıza üzerinde olumsuz etkiler yaratabildiğini belirtiyor.

Prof. Dr. Murat Kurt, özellikle çocuk ve ergenlerde yoğun kullanımın dikkat süresini kısalttığını, çoklu görev alışkanlığını artırarak odaklanmayı zorlaştırdığını ifade ediyor. “Birden fazla platformda eş zamanlı vakit geçirmek ve sürekli gelen bildirimler, dikkatin dağılmasına yol açıyor. Telefon kapalı olsa bile görüş alanında bulunması zihinsel kaynakların bir kısmını meşgul edebiliyor” diyor.

Sosyal medya arttıkça unutkanlık da artıyor
Araştırmalar, problemli sosyal medya kullanımının günlük hayatta dalgınlık ve unutkanlıkla ilişkili olduğunu gösteriyor. Bu durum sıklıkla “bir şeyleri kaçırma korkusu” (FoMO) ile bağlantılı görülüyor.

Prof. Dr. Kurt’a göre, hafızanın güçlü olabilmesi için dikkatin sağlıklı çalışması ve öğrenilen bilginin tekrar edilmesi gerekiyor:
“Hafıza bir kas gibidir; tekrar ve odaklanma ister. Sürekli değişen içerik akışı ve kısa videolar bilgiyi yüzeyde bırakır. Öğreniyoruz sanıyoruz ama aslında depolamıyoruz.”

Kısa içerikler sabır eşiğini düşürüyor
Sosyal medya beğenileri ve bildirimlerin sık dopamin salınımına yol açtığını belirten Kurt, bunun beynin anlık ödüllere alışmasına neden olabileceğini söylüyor. “Kısa ve hızlı içerik tüketimi, uzun bir metni okumayı ya da karmaşık bir problemi çözmeyi zorlaştırabiliyor. Özellikle gelişim çağındaki bireylerde risk daha belirgin.”

Aşırı ve kontrolsüz kullanımın depresyon, anksiyete, dikkat eksikliği, uyku problemleri ve sosyal izolasyon gibi ruhsal sorunlarla ilişkili olabileceğine de dikkat çekiliyor.

“Dijital amnezi” ve çoklu görev yanılgısı
Prof. Dr. Kurt, dijital çağda sıkça tartışılan “dijital amnezi” kavramına da değiniyor:
“Bilginin her an erişilebilir olması, onu zihinde tutma motivasyonunu azaltabiliyor. Artık bilgiyi hatırlamak yerine nerede bulacağımızı hatırlıyoruz.”

Beynin aynı anda iki zor işi tam verimle yapamadığını vurgulayan Kurt, çoklu görevlerin aslında görevler arasında hızlı geçiş anlamına geldiğini, her geçişte zihinsel enerji kaybı yaşandığını belirtiyor. Bunun da performans ve öğrenme kalitesini düşürdüğünü ifade ediyor.

Çocuklarda erken temas riski artırıyor
Mobil cihazlarla çok erken yaşta tanışmanın gelişim üzerinde etkili olabileceğini belirten Kurt, küçük yaşlarda yoğun ekran maruziyetinin motor ve duyusal gelişim fırsatlarını zayıflatabileceğini, hayal gücü ve yaratıcılığı olumsuz etkileyebileceğini söylüyor.

Çözüm: Teknolojiyi bilinçli yönetmek
Uzmanlara göre çözüm, teknolojiden tamamen uzaklaşmak değil; bilinçli ve kontrollü kullanım alışkanlıkları geliştirmek.

-Eğlence amaçlı ekran süresini sınırlandırmak

-Bildirimleri kapatmak

-Telefonu görüş alanı dışına koymak

-Yatmadan en az 1 saat önce ekran kullanımını bırakmak

-Gün içinde “ekransız odak blokları” oluşturmak

-Kitap okuma ve not tutma gibi hafızayı aktif çalıştıran aktiviteleri artırmak

Prof. Dr. Kurt, “Teknoloji düşmanımız değil. Ancak kontrol edilmediğinde zihinsel kapasitemizi sessizce aşındırabilir. Dikkat ve hafıza, korunması gereken bilişsel hazinelerimizdir” diyerek bilinçli kullanımın önemini vurguluyor.

Yazıyı Paylaş

BÖLÜM SPONSORU