Küresel Gıda Hedefleri 2030’un Gerisinde: 197 Ülkenin Karnesi Açıklandı

Küresel Gıda Hedefleri 2030’un Gerisinde: 197 Ülkenin Karnesi Açıklandı
  • 31.08.2026

Gıda Sistemleri Geri Sayım Girişimi’nin 197 ülkeyi kapsayan araştırması, küresel gıda sistemlerinin 2030 hedeflerinin gerisinde kaldığını ortaya koydu. 44 göstergenin değerlendirildiği çalışmaya göre 22 göstergede ilerleme sağlanırken 15 göstergede belirgin bir değişim yaşanmadı, 7 göstergede ise tablo kötüleşti. Gıda kaynaklı sera gazı emisyonlarında mevcut eğilimlerin sürmesi halinde hiçbir ülkenin sıfır emisyon hedefine ulaşamayacağı belirtildi. TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, ilerlemenin hızlandırılması halinde hedeflerin büyük bölümüne 2050’ye kadar ulaşılabileceğini söyledi.

İklim krizi, artan maliyetler, doğal kaynaklar üzerindeki baskı ve nüfus artışı, güvenilir, besleyici ve erişilebilir gıdaya ulaşmayı küresel ölçekte giderek daha kritik bir konu haline getiriyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Johns Hopkins Üniversitesi, Cornell Üniversitesi ve Küresel Beslenmeyi İyileştirme İttifakı (GAIN) tarafından ortaklaşa yürütülen Gıda Sistemleri Geri Sayım Girişimi (FSCI) kapsamında hazırlanan yeni araştırma, ülkelerin gıda sistemlerindeki mevcut ilerleme düzeyini ortaya koydu.

Nature Food dergisinde yayımlanan araştırmada 197 ülke; beslenme ve sağlık, çevre ve doğal kaynaklar, geçim kaynakları, yoksulluk ve eşitlik ile yönetim ve dayanıklılık olmak üzere beş ana başlık altında incelendi. Çalışmada toplam 44 gösterge üzerinden ülkelerin gıda sistemlerinin mevcut durumu ve hedeflere yönelik ilerleme düzeyi değerlendirildi.

44 göstergenin yalnızca yarısında ilerleme sağlandı
Araştırmaya göre küresel ölçekte 44 göstergenin 22’sinde ilerleme kaydedildi. 15 göstergede belirgin bir değişim görülmezken 7 göstergede ise mevcut durumun daha da kötüleştiği belirlendi.

Güvenli suya erişim, bilgiye erişim, kamu yönetiminin etkinliği ve tarımsal verimlilik olumlu gelişme gösteren alanlar arasında yer aldı.

Buna karşılık sivil toplumun karar alma süreçlerine katılımı, kamu yönetiminde hesap verebilirlik, sağlıklı beslenmenin maliyeti, gıda güvencesizliği, pestisit kullanımı, ultra işlenmiş gıda satışları ve sera gazı emisyonları gibi göstergelerde olumsuz bir tablo ortaya çıktı.

Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri ise gıda sistemlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarıyla ilgili oldu. Mevcut eğilimlerin devam etmesi durumunda hiçbir ülkenin “sıfır emisyon” hedefine ulaşamayacağına dikkat çekildi.

Japonya, İzlanda ve Kanada öne çıktı
Araştırmada ülkelerin küresel gıda hedeflerine ne ölçüde yaklaştığı bölgesel olarak da değerlendirildi.

Japonya, Asya’da 16 göstergede hedeflere en yakın sonuçları elde ederken, İzlanda Avrupa’da 21 göstergeyle öne çıktı. Kanada, Kuzey ve Güney Amerika’da 17 göstergede en iyi performansı gösteren ülke olurken, Tunus Afrika’da 16 göstergede hedeflere en yakın sonuçları kaydetti. Yeni Zelanda ise Okyanusya’da 14 göstergede öne çıktı.

Hedeflere ulaşmak için gerekli yıllık iyileşme oranları da bölgeler arasında farklılık gösterdi. Afrika’nın gıda güvencesizliği, tarımsal su kullanımı, kamu yönetimi ve çocuk işçiliğinin de aralarında bulunduğu 16 göstergede küresel ölçütleri yakalayabilmesi için yıllık yüzde 20’nin üzerinde iyileşme sağlaması gerektiği belirtildi.

Avrupa’da ise hedeflere ulaşmak için gereken iyileşme oranlarının diğer bölgelere kıyasla daha düşük seviyelerde olduğu görüldü.

“Hedeflerin büyük bölümüne 2050’ye kadar ulaşmak mümkün”
Araştırmayı değerlendiren TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, gıda sistemlerinin geleceğinin yalnızca üretim miktarı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.

Sidar, iklim değişikliği, nüfus artışı ve doğal kaynaklardaki tahribatın gıda ekosistemi üzerindeki baskıyı artırdığını belirterek şöyle konuştu:

“Gıda alanındaki başarıyı üretim miktarı tek başına belirlemiyor. Üretilen gıdanın güvenilir ve besleyici olması, tüketicinin bu gıdaya erişebilmesi, üretimde kullanılan suyun, enerjinin ve hammaddenin verimli yönetilmesi de büyük önem taşıyor. Araştırma, bütün bu konuların bir arada ele alınması gerektiğini ve bugüne kadar kaydedilen ilerlemenin 2030 hedefleri için yeterli olmadığını gösteriyor. Bugünden itibaren daha hızlı hareket edilirse hedeflerin büyük bölümüne 2050’ye kadar ulaşmak mümkün. Bunun için üretim ve tüketimi geleceğin ihtiyaçları doğrultusunda vakit kaybetmeden yeniden şekillendirmeliyiz.”

Türkiye’nin tarımsal üretim kapasitesi ve gıda sanayisindeki deneyiminin önemli bir avantaj sunduğunu belirten Sidar, bu potansiyelin uzun vadeli politikalarla desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

Sidar, “Güçlü bir üretim altyapısına ve uzun yıllara dayanan sektör deneyimine sahibiz. Bu potansiyeli uzun vadeli politikalarla desteklediğimizde Türk gıda sanayisini iklim, tedarik ve fiyat dalgalanmalarına karşı daha dayanıklı hâle getirebiliriz” dedi.

Gıdanın geleceği Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nde ele alınacak
Araştırmada öne çıkan başlıkların, TÜGİS ve Sürdürülebilirlik Akademisi iş birliğiyle düzenlenecek 12. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi kapsamında sektör paydaşları tarafından da ele alınması planlanıyor.

“Gıdanın Geleceği için Dönüşüm” temasıyla 24 Aralık’ta Swissôtel The Bosphorus’ta düzenlenecek zirvede; iklim krizi, gıda israfı, sürdürülebilir üretim, gıda ekonomisi, rejeneratif tarım ve tedarik zincirindeki dönüşüm gibi başlıklar gündeme gelecek.

İş dünyası, kamu, akademi ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirecek zirvede, küresel gıda sistemlerinin geleceğine yönelik çözüm önerileri ve yeni iş birliği olanaklarının değerlendirilmesi hedefleniyor.

 

TÜGİS Hakkında
Türkiye’nin ilk işveren sendikalarından biri olan TÜGİS, aynı zamanda Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’nun (TİSK) kurucu üyeleri arasında yer alıyor. Üyeleri arasında Türkiye’nin önde gelen gıda üreticilerinin bulunduğu TÜGİS, 1961 yılından bu yana Türk gıda sanayisinin gelişmesine ve uluslararası pazarlardaki rekabet gücünün artırılmasına yönelik çalışmalar yürütüyor.

TÜGİS; sosyal diyalog, çalışma barışı ve gıda sanayisinin gelişimine yönelik faaliyetleriyle yarım asrı aşkın süredir sektörel çalışmalara katkı sunuyor.

Yazıyı Paylaş