Berlin Duvarında Yer Alan Resimlerin Ardındaki Pigmentler ve Boyama Teknikleri

Berlin Duvarında Yer Alan Resimlerin Ardındaki Pigmentler ve Boyama Teknikleri
  • 22.01.2026

Sokak sanatı birçok farklı biçimde karşımıza çıkar ve Berlin Duvarı’nın hem yıkılmadan önce hem de yıkıldıktan sonraki dönemlerdeki canlı duvar resimleri, insanların görüşlerinin birer ifadesidir. Ancak bu resimlerin nasıl yapıldığına dair süreçler çoğu zaman gizli tutulduğundan, korunmaları zorlaşmaktadır. Journal of the American Chemical Society dergisinde rapor edilen bir çalışmada araştırmacılar, elde taşınabilir bir dedektör ve yapay zeka (AI) tabanlı veri analizi yöntemlerini birleştirerek boya parçacıkları üzerinden bu tarihi yapıya dair yeni bilgiler ortaya çıkardı.

Çalışmanın ortak yazarlarından Francesco Armetta, “Bu araştırma, kimya ile derin öğrenme arasındaki sinerjinin maddeyi nicel olarak anlamadaki güçlü etkisini ortaya koyuyor; bu durum, sokak sanatını bu kadar etkileyici kılan pigmentler örneğinde açıkça görülüyor” diyor.

Bir sanat eserini restore etmek ya da korumak için kullanılan malzemeler ve uygulama teknikleri hakkında bilgi toplamak büyük önem taşıyor. Ancak Berlin Duvarı’nı boyayan sanatçılar bu süreci belgelemedi.

Diğer tarihî eserler üzerine yapılan önceki çalışmalarda bilim insanları, parçaları ya da hatta tüm nesneleri laboratuvara götürerek, örneklere zarar vermeden Raman spektroskopisi adı verilen bir teknikle üzerlerindeki pigmentleri tanımlamıştı. Her ne kadar sahada kullanılabilen elde taşınır Raman cihazları mevcut olsa da, bunlar tam donanımlı laboratuvar ekipmanları kadar hassas değil. Bu nedenle Armetta, Rosina Celeste Ponterio ve çalışma arkadaşları, taşınabilir Raman cihazlarından elde edilen verileri daha doğru biçimde analiz edebilecek bir YZ algoritması geliştirmeyi hedefledi. Yeni yaklaşımın ilk testinde, Berlin Duvarı’ndan alınan 15 boya parçası analiz edildi.

Araştırmacılar ilk olarak boya parçacıklarını büyüterek inceledi ve hepsinde görünür fırça izleriyle birlikte iki ya da üç kat boya bulunduğunu gözlemledi. Duvar örgüsüyle temas eden üçüncü katmanın beyaz olduğu görüldü; bunun, duvarı boyamaya hazırlamak için kullanılan bir astar katmanından kaynaklandığı düşünülüyor. Ardından araştırmacılar, elde taşınır bir Raman spektrometresiyle parçacıkları analiz etti ve sonuçları ticari bir pigment spektrum kütüphanesinden elde edilen verilerle karşılaştırdı. Numunelerdeki ana pigmentler şu şekilde belirlendi: azo pigmentleri (sarı ve kırmızı renkli parçalar), ftalosiyaninler (mavi ve yeşil parçalar), kurşun kromat (yeşil parçalar) ve titanyum beyazı (beyaz parçalar). Bu sonuçlar, X-ışını floresansı ve optik fiber yansıtma spektroskopisi gibi diğer tahribatsız tekniklerle de doğrulandı.

Daha sonra araştırmacılar, Almanya’da 1800’lü yıllardan bu yana kullanılan ticari bir akrilik boya markasındaki pigmentleri, farklı oranlarda titanyum beyazı ile karıştırarak renkleri ve ressamların tipik olarak kullandığı ton aralıklarını eşleştirmeye çalıştı.

Araştırmacılara göre bu oranların bilinmesi, sanat eserlerini restore eden uzmanların doğru malzemeleri hazırlamasına yardımcı olabilir. Karışımların elde taşınır Raman spektral verileri kullanılarak, pigment yüzdesini belirleyen bir makine öğrenmesi algoritması eğitildi. Bu yaklaşım, Berlin Duvarı’ndan alınan boya parçacıklarının, analiz edilen örneğe ve renk tonuna bağlı olarak titanyum beyazı ve yüzde 75’e kadar pigment içerdiğini gösterdi.

Araştırmacılar, bu sonuçların, geliştirdikleri AI modelinin laboratuvar ekipmanlarının sahaya taşınmasının zor olduğu durumlarda sanat eserlerinin korunması, adli incelemeler ve malzeme bilimi alanları için yüksek kaliteli bilgiler sağlayabileceğini ortaya koyduğunu belirtiyor.

Yazıyı Paylaş

BÖLÜM SPONSORU