Acıbadem Üniversitesi ile Gastroenteroloji Diyetisyenliği Derneği iş birliğinde gerçekleştirilen 15. Ulusal Sağlıklı Yaşam Kongresi, dört gün boyunca beslenme ve sağlık alanındaki güncel bilimsel gelişmelere ev sahipliği yaptı. 801 katılımcının yer aldığı kongrede 15 panel, 3 konferans, 6 uydu sempozyumu ve 1 kurs düzenlenirken, Türkiye'nin dört bir yanından uzmanlar geleceğin beslenme modellerini değerlendirdi.
Obezite tedavisinde kullanılan zayıflama iğneleri, bağırsak mikrobiyotası, yapay zekâ destekli beslenme uygulamaları ve kişiselleştirilmiş sağlık yaklaşımları, Acıbadem Üniversitesi'nde düzenlenen 15. Ulusal Sağlıklı Yaşam Kongresi'nin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Kongrede paylaşılan bilimsel veriler, beslenme biliminin dijitalleşme ve kişiselleştirme ekseninde yeni bir döneme girdiğini ortaya koydu.
"Beslenme artık sadece kilo kontrolü değil"
Kongre Başkanı, Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, beslenme biliminin kapsamının hızla genişlediğine dikkat çekerek şunları söyledi:
"Bugün beslenmenin yalnızca kilo kontrolüyle değil; bağırsak sağlığından ruh sağlığına, genetik yapıdan yaşlanma sürecine kadar insan sağlığının birçok alanıyla doğrudan ilişkili olduğunu biliyoruz. Kongrede paylaşılan çalışmalar, beslenme biliminin yeni bir döneme girdiğini açıkça gösteriyor."
Zayıflama iğneleri umut vadediyor ancak tek başına yeterli değil
Kongrenin en yoğun ilgi gören oturumlarından biri, GLP-1 reseptör agonistleri olarak bilinen ve kamuoyunda "zayıflama iğneleri" olarak tanınan ilaçlar oldu.
Prof. Dr. Murat Baş, bu ilaçların obezite tedavisinde önemli bir seçenek haline geldiğini ancak kalıcı başarı için beslenme ve yaşam tarzı değişikliklerinin vazgeçilmez olduğunu vurguladı.
"Kas kaybı, protein yetersizliği ve tedavi sonrasında kilonun geri alınması gibi riskler dikkatle izlenmeli. Bu tedavilerin başarısını belirleyen en önemli unsur hâlâ doğru beslenme alışkanlıklarıdır." dedi.
Kongrede ayrıca çocuk ve ergenlerde bu ilaçların kullanımına ilişkin güncel çalışmalar da ele alınırken, uzmanlar uzun dönem etkiler konusunda daha fazla bilimsel veriye ihtiyaç bulunduğuna dikkat çekti.
Bağırsak sağlığı ruh halini de etkiliyor
Bilimsel oturumlarda öne çıkan bir diğer başlık ise bağırsak mikrobiyotası oldu. Güncel araştırmaların, bağırsak florasının yalnızca sindirim sistemi değil; bağışıklık, metabolizma ve ruh sağlığı üzerinde de önemli rol oynadığını gösterdiği aktarıldı.
Prof. Dr. Murat Baş, "Bağırsaklarımız artık sadece sindirim sisteminin bir parçası olarak değerlendirilmiyor. Mikrobiyotanın psikolojik sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin güçlü bilimsel kanıtlar bulunuyor." ifadelerini kullandı.
Herkese aynı diyet dönemi sona eriyor
Kongrede, genetik ve epigenetik alanındaki gelişmeler doğrultusunda kişiselleştirilmiş beslenme yaklaşımlarının sağlık hizmetlerinde giderek daha fazla yer alacağı vurgulandı.
Uzmanlara göre gelecekte bireylerin genetik yapısı, bağırsak mikrobiyotası, uyku düzeni, fiziksel aktivite düzeyi ve metabolik özellikleri birlikte değerlendirilerek kişiye özel beslenme programları oluşturulacak.
Yapay zekâ beslenme danışmanlığını dönüştürüyor
Yapay zekâ destekli beslenme uygulamaları ve dijital sağlık teknolojileri de kongrenin dikkat çeken konuları arasında yer aldı. Uzmanlar, giyilebilir teknolojiler ve akıllı sağlık uygulamalarının bireylerin beslenme alışkanlıklarını anlık olarak analiz ederek kişiselleştirilmiş öneriler sunacağına dikkat çekti.
Prof. Dr. Murat Baş, "Beslenme artık yalnızca ne yediğimizle ilgili değil. Genetikten yapay zekâya, mikrobiyotadan uzun yaşam stratejilerine kadar birçok disiplin birlikte çalışıyor. Sağlıklı yaşamın geleceği kişiselleştirilmiş ve veri odaklı yaklaşımlarla şekillenecek." değerlendirmesinde bulundu.
Sağlıklı yaşamın geleceği kişiselleştirilmiş sağlıkta
Kongrede paylaşılan bilimsel veriler, önümüzdeki yıllarda kişiselleştirilmiş beslenme uygulamaları, yapay zekâ destekli sağlık teknolojileri ve mikrobiyota temelli yaklaşımların sağlık hizmetlerinde daha yaygın kullanılacağını ortaya koydu. Uzmanlara göre beslenme bilimi, dijital teknolojiler ve biyolojik verilerin birlikte değerlendirildiği yeni bir döneme giriyor.