Yaşam Süresi Uzuyor, Katarakt Görülme Sıklığı Artıyor

Yaşam Süresi Uzuyor, Katarakt Görülme Sıklığı Artıyor
  • 11.08.2026

Yaşam süresinin uzamasıyla birlikte yaşa bağlı göz hastalıklarının görülme sıklığı da artıyor. Göz merceğinin saydamlığını kaybetmesiyle ortaya çıkan katarakt, dünya genelinde tedavi edilebilir görme kaybının en önemli nedenleri arasında yer alıyor. Türkiye’de de özellikle ileri yaş grubunda görme azalmasının en sık nedenlerinden biri olan katarakt, erken tanı ve uygun zamanda gerçekleştirilen katarakt ameliyatı ile başarılı şekilde tedavi edilebiliyor.

Türkiye Oftalmoloji Derneği (TOD) Katarakt ve Refraksiyon Cerrahisi Birim Başkanı Prof. Dr. Akif Özdamar, düzenli göz muayenelerinin kataraktın zamanında teşhis edilmesi açısından büyük önem taşıdığını belirterek, doğru zamanda uygulanan cerrahi tedavinin hastaların görme fonksiyonlarını ve yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabildiğine dikkat çekti.

Katarakt yaşla birlikte daha sık görülüyor
Katarakt, gözün doğal merceğinin saydamlığını kaybederek bulanıklaşması sonucunda ortaya çıkıyor. Hastalığın görülme sıklığı yaşla birlikte artarken, ileri yaş grubunda görme azalmasının başlıca nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor. Tanının doğru zamanda konulması ve uygun hastalarda gerçekleştirilen cerrahi tedaviyle görme büyük ölçüde yeniden kazanılabiliyor.

Katarakt çoğunlukla yaşa bağlı olarak gelişse de travma, diyabet, uzun süreli kortizon kullanımı ve aşırı güneş ışığına maruz kalma gibi farklı faktörler de hastalığın ortaya çıkmasında rol oynayabiliyor.

Kataraktın en sık görülen belirtileri arasında görmenin giderek bulanıklaşması, renklerin soluklaşması, ışığa karşı hassasiyet ve özellikle gece görüşünde azalma bulunuyor. Hastalık yavaş ilerlediği için kişiler görme kaybını uzun süre fark etmeyebiliyor.

Prof. Dr. Akif Özdamar, yaşam süresinin uzamasıyla birlikte kataraktın önümüzdeki yıllarda da göz hekimlerinin en sık karşılaştığı hastalıklardan biri olmaya devam edeceğini belirterek şunları söyledi:

“Günümüzde bireylerin yaşam süresi artıyor. Hastalar iyi bir görüşe sahip olmak ve yaşam kalitelerini artırarak hayatın içinde kalmak istiyorlar. Katarakt, genellikle yaşa bağlı olarak gelişse de travma, diyabet, uzun süreli kortizon kullanımı veya aşırı güneş ışığına maruz kalma gibi faktörler sonucu da oluşabiliyor. Hastalık, görmenin kademeli olarak bulanıklaşması, renklerin soluklaşması, ışığa hassasiyet ve gece görüşünde azalma gibi belirtilerle ilerliyor.”

Kataraktın tek tedavisi cerrahi
Günümüzde katarakt için etkin tedavi yöntemi cerrahi olarak uygulanıyor. Teknolojik gelişmeler sayesinde katarakt ameliyatlarında yüksek başarı oranlarına ulaşılabilirken, hastanın göz yapısı ve ihtiyaçlarına uygun tedavi yaklaşımının belirlenmesi önem taşıyor.

Katarakt cerrahisinde yaygın olarak kullanılan fakoemülsifikasyon yöntemi, gözün saydam tabakasında oluşturulan küçük kesilerden göz içine ulaşılmasını ve saydamlığını kaybetmiş merceğin ultrasonik enerji kullanılarak parçalanıp emilmesini sağlıyor. Küçük kesilerle gerçekleştirilen işlem çoğunlukla dikiş gerektirmiyor. Bu durum cerrahi süresinin kısalmasına ve hastanın iyileşme sürecinin hızlanmasına katkı sağlıyor.

Ameliyat sırasında saydamlığını kaybetmiş doğal merceğin yerine, doğal merceğin kırma gücünü taklit eden yapay göz içi merceği yerleştiriliyor. Böylece uygun hastalarda ameliyat sonrasında katarakt nedeniyle oluşan görme kaybının önemli ölçüde giderilmesi hedefleniyor.

Ancak ileri düzeyde kataraktı bulunan veya katarakta eşlik eden başka göz problemleri olan hastalarda farklı cerrahi yöntemlere ihtiyaç duyulabiliyor. Bu tür durumlarda daha büyük kesiler gerekebildiği için ameliyat ve iyileşme süreci uzayabiliyor.

50 yaş üzerindekiler düzenli göz muayenesini ihmal etmemeli
Kataraktın çoğunlukla yavaş ilerleyen bir hastalık olması nedeniyle hastaların görme azalmasını erken dönemde fark etmeyebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Özdamar, düzenli göz muayenesinin önemini vurguladı.

Özellikle 50 yaş üzerindeki bireylerin yılda en az bir kez göz muayenesi yaptırmasının katarakt başta olmak üzere yaşa bağlı göz hastalıklarının erken dönemde tespit edilmesine katkı sağlayabileceğini belirten Özdamar, görmede meydana gelen değişikliklerin ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizdi.

 

Türkiye Oftalmoloji Derneği Hakkında
Türk göz hekimlerinin resmi ulusal mesleki derneği olan Türkiye Oftalmoloji Derneği (TOD), göz hastalıkları uzmanları ile bu alanda uzmanlık eğitimi alan hekimleri bünyesinde barındırıyor. 5 bini aşkın üyesi bulunan dernek; ulusal göz sağlığına katkıda bulunmayı, üyelerinin mesleki ve bilimsel gelişimlerini desteklemeyi, mesleki haklarını korumayı ve toplumun göz sağlığını tehdit eden etik dışı ve bilim dışı uygulamalarla mücadele etmeyi amaçlıyor.

Yazıyı Paylaş

BÖLÜM SPONSORU