TÜGİS Webinar Serisi’nin 10. konuğu olan Hasat Türk Genel Yayın Yönetmeni ve AB Kooperatifçilik Uzmanı Erdem Ak, Türkiye’de yaklaşık 50 bin kooperatif ve 5 milyona yakın kooperatif ortağı bulunduğunu belirterek, kooperatiflerin gıda sanayisinin sürdürülebilir tedarik yapısında önemli bir rol üstlenebileceğini söyledi.
Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS), gıda sektörünün güncel gelişmelerini ve gelecek vizyonunu alanında uzman isimlerle ele aldığı Webinar Serisi’nin 10’uncu yayınında kooperatifçilik konusunu gündeme taşıdı.
“İnsan Odaklı Bir Yol: Kooperatifçilik” başlığıyla gerçekleştirilen yayının konuğu, Hasat Türk Genel Yayın Yönetmeni ve AB Kooperatifçilik Uzmanı Erdem Ak oldu. Programda kooperatiflerin gıda sistemi içerisindeki rolü; üretim, sürdürülebilirlik, gıda güvenliği, tedarik zinciri, ölçek ekonomisi ve pazarlama başlıkları üzerinden değerlendirildi.
“Kooperatifler gıda sanayisinin doğal tedarik ortaklarıdır”
Kooperatifleri “sosyal temelli ekonomik işletmeler” olarak tanımlayan Erdem Ak, bu yapıların yalnızca sosyal amaçlarla değil; üretim, finans, pazarlama ve insan kaynağı gibi işletme süreçleriyle de yönetilmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye’de kooperatiflerin geniş bir ortaklık ve faaliyet ağına sahip olduğuna dikkat çeken Ak, gıda sanayisinin ihtiyaç duyduğu güvenilir hammadde temini konusunda kooperatiflerin önemli bir avantaj sunduğunu belirtti.
Ak, “Kooperatifler, gıda sanayisine hammadde sağlayan doğal tedarik ortaklarıdır. Ölçeğini ve kurumsal kapasitesini geliştiren kooperatifler ise üretim, pazarlama, ticaret ve ihracat süreçlerinde doğrudan sanayinin oyuncusu haline gelebilir. Dünya genelindeki başarılı örnekler, kooperatiflerin ürünü işleyerek markaya ve katma değere dönüştürebildiğini gösteriyor” dedi.
Kooperatiflerin çok sayıda küçük üreticiyi ortak standartlar etrafında buluşturduğunu belirten Ak, bu yapıların tedarik sürekliliği, kalite standardı ve izlenebilirlik açısından gıda sanayisine önemli katkılar sağlayabileceğini vurguladı.

“Gıda güvenliği üretimden önce başlıyor”
Gıda güvenliğinin yalnızca üretim aşamasında değil, üretim öncesinde başlayan bir süreç olduğunu ifade eden Ak, kooperatiflerin bu noktada kritik sorumluluklar üstlenebileceğini söyledi.
Yem, tohum ve gübre gibi temel girdilerin belirli standartlara uygun şekilde temin edilmesinin önemine dikkat çeken Ak, üretim sürecinde ortak kalite ve denetim sistemlerinin kurulmasının hem üretici hem de sanayici açısından avantaj sağladığını belirtti.
Ak, “Kooperatifler üretim öncesinden ürünün tüketiciye ulaşmasına kadar birbirini tamamlayan sorumluluklar üstlenebilir. Bu yapı, sanayici açısından standardı belirli, izlenebilir ve güvenilir hammadde anlamına gelir” ifadelerini kullandı.
“Kooperatifler gıda sisteminin sürdürülebilirliğine katkı sağlıyor”
Sürdürülebilirliğin ekonomik, sosyal ve çevresel boyutlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Ak, kooperatiflerin yerel üretim kapasitesinin korunması ve üreticilerin ekonomik varlığını sürdürebilmesi açısından önemli bir rol oynadığını söyledi.
Kooperatifçiliğin gıda sisteminin geleceği açısından stratejik bir değer taşıdığını vurgulayan Ak, “Sürdürülebilirlik, yalnızca tek bir işletmenin faaliyetini sürdürmesi değildir. Sosyal, ekonomik ve çevresel koşulların birlikte gözetilmesi gerekir. Kooperatifler bu dengenin sağlanmasında önemli bir görev üstleniyor” dedi.
Tarım kooperatiflerinde ölçek ekonomisi vurgusu
Türkiye’deki tarım ve gıda kooperatiflerinin temel sorunlarından birinin ölçek olduğunu belirten Ak, küçük yapılar yerine daha güçlü üretim ve pazarlama kapasitesine sahip modellerin geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Köy, ilçe veya havza ölçeğinde yapılanmanın daha güçlü sonuçlar verebileceğine dikkat çeken Ak, “Aynı ürün desenine sahip üreticilerin daha geniş bir yapı içerisinde bir araya gelmesi; üretim miktarının artmasını, kalite standardının oluşmasını ve pazarlama sorunlarının aşılmasını sağlayabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Ölçek büyüdükçe kooperatiflerin satın alma gücünün de arttığını belirten Ak, yem, tohum ve gübre gibi girdilerin daha uygun koşullarda temin edilebileceğini söyledi.
“Hibe başlangıç desteği olabilir ancak sürdürülebilirlik planlamayla sağlanır”
Kooperatiflerin ekonomik işletmeler olarak yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Ak, uzun vadeli başarı için üretim, maliyet, insan kaynağı ve satış kanallarının önceden planlanmasının önemine dikkat çekti.
Ak, “Hibe başlangıçta can suyu olabilir. Ancak ticari faaliyet yalnızca hibe ve bağışlarla sürdürülemez. Kooperatiflerin kendi ekonomik faaliyetleriyle ayakta kalabilmesi için düzenli gelir üretmesi, planlama yapması ve işletme disipliniyle hareket etmesi gerekir” dedi.
“Gıda sanayicisi kooperatiflerle daha fazla iş birliği yapmalı”
Gıda sanayisinin kooperatiflerle daha güçlü iş birlikleri geliştirmesi gerektiğini belirten Erdem Ak, üretici ve sanayicinin aynı değer zincirinin iki önemli unsuru olduğunu ifade etti.
Ak, “Birincil tarımsal üretimi yapanlarla bu ürünleri gıdaya dönüştüren sanayiciler aynı sistemin içindedir. Gıda sanayicisinin kooperatiflerle daha yakın temas kurması, ortak projeler geliştirmesi ve paydaşlık modelleri oluşturması hem sektöre hem de ülkemize önemli katkılar sağlayacaktır” dedi.