TÜRKÇİMENTO: Emisyon Ticaret Sistemi, Sanayinin Yeşil Dönüşümünü Hızlandırabilir

TÜRKÇİMENTO: Emisyon Ticaret Sistemi, Sanayinin Yeşil Dönüşümünü Hızlandırabilir
  • 02.09.2026

TÜRKÇİMENTO, Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) Yönetmeliği’nin yürürlüğe girmesini, Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefi ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi açısından önemli bir adım olarak değerlendirdi. Çimento sektörü, ETS’nin emisyon azaltımının yanı sıra enerji verimliliği, düşük karbonlu teknolojiler, Ar-Ge ve yeşil dönüşüm yatırımlarını teşvik eden bir mekanizmaya dönüştürülmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Türk çimento sektörünün çatı kuruluşu TÜRKÇİMENTO, Türkiye’nin karbon fiyatlandırma altyapısında önemli bir aşama olarak değerlendirilen Emisyon Ticaret Sistemi’nin (ETS) yürürlüğe girmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kuruluş, ETS’nin sanayi açısından yalnızca yeni bir uyum alanı oluşturmadığını, doğru tasarlanması halinde düşük karbonlu üretim yatırımlarını hızlandırabileceğini ve Türk sanayisinin küresel rekabet gücünün korunmasına katkı sağlayabileceğini belirtiyor.

TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, ETS’nin Türkiye’nin düşük karbonlu ekonomiye geçişinde önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek, “Çimento sektörü olarak Emisyon Ticaret Sistemi’ni bir uyum yükü değil, küresel rekabette öne geçme fırsatı olarak görüyoruz. Dünyada ticaret kuralları ve yeni kalkınma modelleri düşük karbonlu üretim ekseninde yeniden şekilleniyor. Bu dönüşümün dışında kalmak değil, dönüşümün içinde güçlü bir şekilde yer almak zorundayız. ETS’nin de Türkiye sanayisinin bu sürece hazırlanmasında önemli bir araç olacağına inanıyoruz” dedi.

Öngörülebilir ETS tasarımı yatırımları destekleyebilir
ETS’nin sanayinin dönüşüm kapasitesini güçlendirecek şekilde tasarlanmasının önemine dikkat çeken Bozay, öngörülebilir ve dengeli bir geçiş sürecinin işletmelerin uzun vadeli yatırım kararları açısından kritik olduğunu vurguladı.

Bozay, “Sanayimizin dönüşüm kapasitesini güçlendirecek bir ETS tasarımı, işletmelerin yalnızca emisyonlarını azaltmasını değil, aynı zamanda enerji verimliliği, yenilikçi üretim süreçleri ve düşük karbonlu teknolojilere yatırım yapmasını da teşvik edecektir. Bu nedenle pilot dönemden tam uygulamaya geçişte sektörlerin gerçek koşullarını dikkate alan kıyaslama kriterleri, adil geçiş yaklaşımı ve etkin yatırım destekleri büyük önem taşıyor” diye konuştu.

Karbon maliyeti yeşil dönüşüm yatırımlarına kaynak sağlayabilir
TÜRKÇİMENTO, ETS’nin en önemli potansiyel katkılarından birinin karbon fiyatlandırmasından elde edilen gelirlerin yeniden yeşil dönüşüm yatırımlarına yönlendirilmesi olduğunu belirtiyor.

Sanayinin düşük karbonlu üretime geçişinin uzun vadeli ve yüksek tutarlı yatırımlar gerektirdiğine dikkat çeken Bozay, karbon piyasasından elde edilecek kaynakların iklim değişikliğiyle mücadele, Ar-Ge ve yeşil dönüşüm projelerinde değerlendirilmesinin önem taşıdığını söyledi.

Bozay, “Sanayinin dönüşümü ciddi ve uzun vadeli yatırımlar gerektiriyor. Bu nedenle karbon piyasasından elde edilecek gelirlerin iklim değişikliğiyle mücadele, Ar-Ge ve yeşil dönüşüm yatırımlarına aktarılması son derece değerli. Böylece karbon maliyeti yalnızca bir maliyet unsuru olmaktan çıkarak, sanayimizin dönüşümünü finanse eden sürdürülebilir bir kaynağa dönüşebilir” ifadelerini kullandı.

ETS gelirlerinin iklim, Ar-Ge ve yeşil dönüşüm projelerinde kullanılmasına yönelik mekanizmanın, sistemin sanayi üzerindeki dönüştürücü etkisini güçlendirebilecek unsurlardan biri olduğu değerlendiriliyor.

Çimento sektörü emisyon azaltım teknolojilerine odaklanıyor
Türk çimento sektörü, uzun yıllardır yürüttüğü emisyon izleme ve doğrulama çalışmaları sayesinde ETS’nin teknik ve kurumsal altyapısına hazırlıklı sektörler arasında yer alıyor.

Günlük 500 ton ve üzeri kapasiteli döner fırınlarda klinker üreten tesislerin sistemin hem pilot hem de ana uygulama döneminde yer alması beklenirken, sektörün karbonsuzlaşma çalışmalarında birden fazla teknoloji ve uygulama öne çıkıyor.

Bunlar arasında:

Alternatif yakıt ve alternatif hammadde kullanımı
Enerji verimliliğinin artırılması
Atık ısı geri kazanımı
Klinker/çimento oranının azaltılması
Düşük karbonlu üretim teknolojilerinin geliştirilmesi

yer alıyor.

Uzun vadede ise karbon yakalama, kullanma ve depolama (CCUS) teknolojilerinin çimento sektörünün karbonsuzlaşma yol haritasında önemli bir rol üstlenmesi bekleniyor.

ETS, ihracat rekabetçiliği açısından da önem taşıyor
Emisyon Ticaret Sistemi’nin Türkiye’nin dış ticaret rekabetçiliği açısından da stratejik öneme sahip olduğuna dikkat çeken TÜRKÇİMENTO, özellikle Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ile ETS arasındaki ilişkinin ihracatçı sektörler açısından kritik olduğunu belirtiyor.

SKDM’nin tam uygulamaya geçmesiyle birlikte Türkiye’de ödenen karbon bedellerinin AB sınırında mahsup edilebilmesi, ihracatçı sektörlerin karşılaşacağı karbon maliyetleri açısından önem taşıyor.

Bozay, “Türkiye’nin karbon maliyetinin kendi sınırları içinde yönetilebilmesi ve bu kaynağın yeşil dönüşüm yatırımlarına yönlendirilmesi, ihracatçı sektörlerimiz açısından önemli bir avantaj sağlayacaktır. Burada hedefimiz yalnızca yeni düzenlemelere uyum sağlamak değil; Türkiye’nin üretim gücünü, ihracat kapasitesini ve rekabetçiliğini koruyarak düşük karbonlu ekonomiye güçlü bir geçiş yapmaktır” dedi.

TÜRKÇİMENTO’ya göre, SKDM kapsamında mahsup edilebilecek karbon bedelinin bir bölümünün Türkiye’de kalması ve yeşil dönüşüm yatırımlarına kaynak olarak değerlendirilmesi, ETS’nin sanayi üzerindeki uzun vadeli etkisini güçlendirebilir.

“Yeşil dönüşümü stratejik bir fırsat olarak görüyoruz”
TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda ETS’nin önemli bir dönüşüm aracı olabileceğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

“Çimento sektörü olarak yeşil dönüşümü bir zorunluluktan ibaret görmüyoruz. Bunu, Türkiye’nin üretim gücünü geleceğe taşıması ve küresel rekabette daha güçlü bir konum elde etmesi için stratejik bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. ETS’nin de bu dönüşümü hızlandıran, yatırımları teşvik eden ve sanayimizin rekabetçiliğini destekleyen bir yapıya kavuşması en büyük beklentimiz. Kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplumun iş birliğiyle Türkiye’nin düşük karbonlu üretim kapasitesini birlikte güçlendirebiliriz. TÜRKÇİMENTO olarak sektörümüzün dönüşümünü destekleyecek politika ve mekanizmaların geliştirilmesine katkı sunmaya devam edeceğiz.”

Yazıyı Paylaş