Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS), Çalışma Hayatı Derneği iş birliği ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) desteğiyle yürüttüğü "Küçük Eller İçin Büyük Gelecekler: Çocuk İşçiliğine Hayır" projesini tamamladı. İstanbul'da düzenlenen kapanış toplantısında, proje kapsamında elde edilen çıktılar değerlendirilirken çocuk işçiliğiyle mücadelede tedarik zinciri yönetimi, denetim mekanizmaları ve hak temelli yaklaşımlar ele alındı.
Yeni nesil sendikacılık anlayışıyla faaliyetlerini sürdüren TÜGİS, gıda sanayiinin sürdürülebilir gelişimine yönelik çalışmalarının yanı sıra sosyal sorumluluk projeleriyle de sektöre katkı sunmaya devam ediyor.
Divan İstanbul Otel'de gerçekleştirilen kapanış toplantısına TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, Çalışma Hayatı Derneği Başkanı Dr. Nurcan Önder, İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüdayi Sayın ve Maltepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Tayfun konuşmacı olarak katıldı.
Eğitim Programları ve Rehber Çalışma Tamamlandı
Proje kapsamında TÜGİS üyeleri ve sektör temsilcilerine yönelik kapsamlı eğitim programları düzenlendi. Eğitimlerde tedarik zincirinde çocuk işçiliği risklerinin yönetimi, kurumsal sorumluluklar, uluslararası düzenlemeler, Birleşmiş Milletler ilkeleri ve sorumlu iş uygulamaları ele alındı.
Ayrıca alanında uzman akademisyenlerin katkılarıyla hazırlanan rehber çalışmada; çocuk işçiliğiyle mücadeleye yönelik politika önerileri, iyi uygulama örnekleri ve akademik değerlendirmelere yer verildi.
Dünyada 138 Milyon Çocuk İşçi Bulunuyor
Toplantının açılış konuşmasını yapan TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, ILO ve UNICEF verilerine göre dünyada yaklaşık 138 milyon çocuğun çalıştırıldığını belirtti.
Son 10 yılda çocuk işçi sayısının 160 milyondan 138 milyona gerilemesinin önemli bir gelişme olduğunu ifade eden Sidar, buna rağmen milyonlarca çocuğun eğitim ve sağlıklı gelişim hakkından mahrum kaldığını vurguladı.
Sidar, çocuk işçiliğinin yalnızca sosyal değil, ekonomik kalkınma ve sürdürülebilir üretim açısından da kritik bir sorun olduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:
"Çocuk işçiliği; çocukların fiziksel, ruhsal ve bilişsel gelişimini olumsuz etkileyen, aynı zamanda toplumların geleceğini de zayıflatan çok boyutlu bir sorundur. Kısa vadeli kazanç uğruna çocukların geleceğinin ellerinden alınması, sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle de çelişmektedir."

Güncel Verilere ve Güçlü Denetim Mekanizmalarına İhtiyaç Var
Türkiye'nin çocuk işçiliğiyle mücadelede önemli ilerleme kaydettiğini belirten Sidar, son on yılda ilgili kamu kurumları ile ILO iş birliğinde yürütülen çalışmalar sayesinde çocuk işçi sayısının yaklaşık 770 bin seviyelerine gerilediğini ifade etti.
Bununla birlikte göç hareketleri, kayıt dışı istihdam ve ekonomik kırılganlıkların riski canlı tuttuğunu belirten Sidar, kamuoyuyla paylaşılan son resmi istatistiklerin 2019 yılına ait olmasının güncel veri ihtiyacını ortaya koyduğunu söyledi.
Göç, Kayıt Dışı İstihdam ve Çocuk İşçiliği Birbirini Besliyor
İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüdayi Sayın ise göçmen emeği ile çocuk işçiliği arasındaki ilişkiye dikkat çekti.
UNICEF verilerine göre yaklaşık 350 bin göçmen çocuğun çocuk işçiliği riskiyle karşı karşıya bulunduğunu belirten Sayın, İstanbul, Gaziantep ve Konya örnekleri üzerinden göç, kayıt dışı istihdam ve sektörel üretim yapılarının çocuk işçiliği üzerindeki etkilerini değerlendirdi.
Tedarik Zincirinde Şeffaflık ve İzlenebilirlik Öne Çıkıyor
Çalışma Hayatı Derneği Başkanı Dr. Nurcan Önder, küresel tedarik zincirlerinde çocuk işçiliğiyle mücadelede yasal düzenlemelerin tek başına yeterli olmadığını belirterek; denetim, eğitim, izlenebilirlik ve şeffaflık mekanizmalarının birlikte işletilmesi gerektiğini vurguladı.
Uluslararası şirketlerin uygulamalarına da değinen Önder, yüksek riskli tedarikçilerin bağımsız denetimlerle izlenmesi, düzeltici eylem planlarının uygulanması, anonim bildirim mekanizmalarının oluşturulması ve insan hakları eğitimlerinin yaygınlaştırılmasının iyi uygulama örnekleri arasında yer aldığını ifade etti.
Hak Temelli Yaklaşımın Önemi Artıyor
Maltepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Tayfun ise çocuk işçiliğiyle mücadelede stratejik iletişim ve hak temelli savunuculuğun önemine dikkat çekti.
Dijital iletişim çağında bilgiye erişimin hızlandığını ancak doğru bağlamın korunmasının giderek daha kritik hale geldiğini belirten Tayfun, sosyal sorunların çözümünde kamuoyu farkındalığı oluşturmanın ve insan hakları odaklı iletişim çalışmalarının belirleyici rol oynadığını ifade etti.
Sürdürülebilir Tedarik Zincirleri İçin Ortak Sorumluluk
Toplantıda yapılan değerlendirmelerde; çocuk işçiliğiyle mücadelenin yalnızca kamu kurumlarının değil, özel sektör, sivil toplum, akademi ve uluslararası kuruluşların ortak sorumluluğunda olduğu vurgulandı.
Özellikle gıda sanayiinde sürdürülebilir tedarik zincirlerinin oluşturulması, insan hakları odaklı üretim anlayışının güçlendirilmesi, şeffaf denetim mekanizmalarının yaygınlaştırılması ve çalışanların bilinçlendirilmesine yönelik eğitim faaliyetlerinin sektörün geleceği açısından kritik öneme sahip olduğu ifade edildi.