Röportaj / Interview by: B. Serhat Cengiz
Talya Bitkisel, büyük yatırımlar, büyüyen Ar-Ge altyapısı ve “tohumdan raflara” üretim modeliyle uluslararası varlığınıgüçlendiriyor. OYAK ile olan ortaklığı ve ABD’de FDA kayıtlı operasyonlarının desteğiyle şirket, aylık kapasitesini artırmayı ve bilim temelli fitoterapide küresel bir referans olmayı hedefliyor. Gerçekleştirdiğimiz röportajda Talya Bitkisel Kurucusu ve Fitoterapi Uzmanı M. Halis Ertaş, firma hakkında bilgi verdi.
Talya Bitkisel’in hikâyesi nasıl başladı? Hem kendi kariyer yolculuğunuzdan hem de şirketin
kuruluşundan bu yana geçirdiği dönüşümden kısaca bahseder misiniz?
Talya’nın hikâyesi, bitkilerin geleneksel kullanım bilgisi ile bilimsel yaklaşımı bir araya getirme hedefiyle başladı. Fitoterapi alanına olan ilgim, doğanın sunduğu potansiyelin doğru yöntemlerle işlendiğinde insan sağlığına değer katabileceği inancıyla şekillendi. 2003 yılında küçük ölçekli üretimle başlayan yolculuğumuz, bugün 40’tan fazla ülkeye ihracat yapan, üretim altyapısını
sürekli geliştiren ve uluslararası pazarda konumlanan bir yapıya dönüştü. İlk yıllarda odağımız
kaliteli bitkisel yağ ve özüt üretimiydi. Zaman içinde Ar-Ge altyapımızı güçlendirdik, vitamin ve takviye edici gıda kategorisine girdik, üretim tesisimizi büyüttük ve 2025 itibarıyla 6 milyon dolarlık yatırım sürecini hayata geçirdik. Bugün Talya, geleneksel bilgiyi bilimsel verilerle destekleyen, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir üretim modeline sahip bir marka konumunda. Fitoterapi ve aromaterapi gibi kavramlar bazen karmaşık gelebiliyor. En basit haliyle, doğanın bu gücünü evlerimize ve günlük yaşamımıza dahil etmek bize ne gibi faydalar sağlıyor? En basit haliyle fitoterapi ve aromaterapi; doğada bulunan bitkisel bileşenlerin doğru yöntemlerle elde edilerek günlük yaşamı destekleyici biçimde kullanılmasıdır. Burada kritik olan “doğal” olması değil, doğru şekilde üretilmiş ve standardize edilmiş olmasıdır. Modern yaşamın temposu, stres, düzensiz beslenme ve çevresel faktörler vücudu sürekli bir yük altında bırakıyor. Bilimsel referanslarla formüle edilmiş bitkisel içerikler; dengeli bir yaşam tarzının tamamlayıcı unsuru olabilir. Ancak hiçbir ürün tek başına mucize değildir.
Sağlıklı beslenme, düzenli hareket ve bilinçli kullanım ile birlikte anlam kazanır.
“Tohumdan rafa” anlayışınız dikkat çekiyor.Bu yaklaşım pratikte ne anlama geliyor; çiftçiden
tedarike, üretimden tüketiciye uzanan süreçte özellikle neleri önemsiyorsunuz?
“Tohumdan rafa” yaklaşımı; hammaddenin kaynağından son ürünün tüketiciye ulaşmasına kadar tüm sürecin izlenebilir olması anlamına gelir. Biz birçok bitkisel içeriği anlaşmalı çiftçilerden temin ediyor, hasat zamanlamasından işleme tekniklerine kadar süreci kontrol ediyoruz. Bitkiler yaşayan biyolojik materyaller olduğu için içerikleri coğrafya, iklim ve hasat dönemine göre değişebilir. Bu nedenle standardizasyon, analiz ve kalite kontrol süreçleri kritik önem taşır. Üretim hattımızda farmakopelere uygun analizler, ağır metal ve pestisit kontrolleri, mikrobiyolojik testler düzenli olarak uygulanır. Güvenilirlik, ancak ölçülebilir ve tekrarlanabilir bir üretim modeliyle sağlanabilir.
Amerika’da Talya Herbal LLC’yi kurmanız ve FDA’ya kayıtlı bir üretim tesisine sahip olmanız
önemli bir adım. Bu global açılımın şirket kültürüne ve ürün yaklaşımınıza nasıl bir etkisi oldu?
ABD’de şirketleşmemiz, Talya için yalnızca bir ihracat adımı değil; global ölçekte düşünme biçiminin
kurumsallaşması anlamına geldi. FDA kayıtlı bir üretim altyapısına sahip olmak, kalite standartlarımızı uluslararası referanslarla uyumlu hale getirmemizi sağladı. Bu süreç, şirket kültürümüzde veri odaklı karar alma, dokümantasyon disiplini ve sürdürülebilir kalite anlayışını daha da güçlendirdi. Amerika pazarında kalıcı olabilmek için güven, şeffaflık ve istikrarlı kanal yönetimi şart. Bu yaklaşım, ürün geliştirme süreçlerimizi de daha analitik ve rekabetçi bir zemine taşıdı.
Talya Fitoterapi Ar-Ge Laboratuvarı’nda yürüttüğünüz çalışmalar, yeni ürünlerin ortaya çıkışında nasıl bir rol oynuyor? Bilimsel iş birlikleri ve üniversite ortaklıklarınızdan biraz söz edebilir misiniz?
Ar-Ge laboratuvarımız, ürün geliştirme sürecimizin merkezinde yer alıyor. Yeni bir ürün geliştirilirken
yalnızca pazar talebine değil; literatür taramasına, klinik çalışmalara ve içerik güvenliliğine odaklanıyoruz. Üniversitelerle ve alanında uzman akademisyenlerle yürüttüğümüz iş
birlikleri sayesinde formülasyonlarımız bilimsel referanslarla destekleniyor. 2025 yılında oluşturduğumuz Bilim Kurulu yapılanması da bu yaklaşımın kurumsal bir yansımasıdır. Ürün içeriklerinden formülasyon süreçlerine kadar birçok başlık bu kurulun rehberliğinde değerlendiriliyor.
Günümüzde yetersiz beslenme, stres ve çevresel faktörler sağlığı ciddi şekilde etkiliyor. Talya olarak bu tabloya nasıl bir çözüm sunmayı hedefliyorsunuz; ürünlerinizi tasarlarken hangi temel insan ihtiyaçlarını merkeze alıyorsunuz?
Günümüzde “gizli açlık” olarak tanımlanan vitamin ve mineral eksiklikleri, kronik stres ve metabolik dengesizlikler daha görünür hale geldi. Biz ürün geliştirirken temel odağımız; bağışıklık, enerji metabolizması, hücresel savunma mekanizmaları ve genel yaşam kalitesini destekleyen formülasyonlar oluşturmak. Ancak yaklaşımımız yalnızca ürün sunmak değil; bilinçli kullanım kültürünü desteklemek. Takviye edici gıdalar, sağlıklı yaşam tarzının tamamlayıcısıdır. Bu nedenle hem içerik güvenliği hem de doğru bilgilendirme bizim için öncelikli.
2023’te OYAK ile başlayan stratejik ortaklık, Talya’nın geleceği için ne ifade ediyor? Önümüzdeki dönemde hem Türkiye’de hem de global pazarlarda okurlarımızı hangi yenilikler
ve hedefler bekliyor?
OYAK ile başlayan stratejik iş birliği, Talya’nın kurumsal ve finansal altyapısını güçlendiren önemli bir eşikti. Bu ortaklık, üretim kapasitemizi büyütme, 6 milyon dolarlık yatırım sürecini hayata geçirme ve global ölçekte daha planlı ilerleme konusunda sağlam bir zemin sundu. 2026 itibarıyla aylık üretim kapasitemizi 1 milyon adetten 10 milyon adede çıkarma hedefimiz bulunuyor. ABD’deki yapılanmamızı güçlendirirken, yeni pazarlarda daha derin bir penetrasyon sağlamayı amaçlıyoruz. Hedefimiz; yalnızca büyüyen bir marka olmak değil, bilim temelli üretim anlayışıyla global ölçekte güvenilir bir referans noktası haline gelmek.