Poliüretanlarda KKDİK ve Ürün Güvenliği

Poliüretanlarda KKDİK ve Ürün Güvenliği
  • 21.05.2026

Poliüretanlar, hafiflik, dayanıklılık ve çok yönlülük gibi özellikleri sayesinde başta ayakkabı sektörü olmak üzere çok sayıda uygulamada kullanılan polimer sistemleri arasında yer almaktadır. Ayakkabı taban sistemleri, elastomer yapılar, köpük uygulamaları, yapıştırıcılar, kaplama sistemleri, sızdırmazlık malzemeleri ve çeşitli teknik parçalar, poliüretanların farklı sektörlerde ne kadar yaygın kullanıldığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu geniş kullanım alanı, poliüretanları teknik performansın yanı sıra kimyasal içerik, ürün güvenliği ve giderek daha görünür hale gelen sürdürülebilirlik beklentileri açısından da dikkatle ele alınması gereken bir başlık haline getirmektedir.

Bu yazıda, poliüretanların farklı kullanım biçimlerinin mevzuat değerlendirmesini nasıl etkilediği, KKDİK kapsamındaki temel yükümlülüklerin hangi başlıklarda öne çıktığı, ürün güvenliği yaklaşımının neden kimyasal uyum sınırlarını aştığı ve Avrupa Birliği pazarına yönelik güncel beklentilerin sektöre nasıl yansıdığı ele alınmaktadır.

Poliüretanların farklı kullanım biçimleri ve mevzuat değerlendirmesine etkisi
Türkiye’de kimyasalların yönetimine ilişkin temel çerçeve Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, İzni ve Kısıtlanması Hakkında Yönetmelik (KKDİK) ile kurulmuştur. Ürünün piyasaya arzı, iktisadi işletmecilerin sorumlulukları, piyasa gözetimi ve düzeltici önlemler gibi konular ise ürün güvenliği mevzuatı kapsamında ele alınmaktadır. Türkiye’de ürün güvenliğinin genel çerçevesi 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu ile şekillenmiş, genel ürün güvenliği yaklaşımı da ilgili ikincil düzenlemelerle desteklenmiştir. Avrupa Birliği pazarına yönelik faaliyet gösteren firmalar açısından ürün güvenliği ve sürdürülebilir ürün yaklaşımı, kimyasal uyumdan daha geniş bir değerlendirme alanı açmaktadır.

Poliüretanların farklı kullanım biçimleri, bu malzemelerin mevzuat açısından tek tip bir yapı içinde ele alınmasını güçleştirmektedir. Bunun başlıca nedeni, aynı malzeme ailesi içinde farklı performans ihtiyaçlarına yanıt veren sistemlerin geliştirilebilmesidir. Ayakkabı sektöründe taban sistemleri, elastomer yapılar ve konfor amaçlı köpük uygulamaları öne çıkarken; diğer alanlarda yapıştırıcılar, kaplamalar, sızdırmazlık malzemeleri ve elastomer uygulamaları da dikkat çekmektedir. Bu çeşitlilik, poliüretanların farklı kullanım amaçlarına göre tasarlanan sistemler bütünü olarak değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır.

Özellikle ayakkabı sektörü açısından bakıldığında mevzuat değerlendirmesi, çoğu zaman tek bir malzemenin incelenmesinden daha karmaşık bir görünüm sunmaktadır. Bunun temel nedeni, ayakkabının çok bileşenli bir ürün olmasıdır. Poliüretan taban sistemleri, köpük yapılar, yapıştırıcılar, kaplamalar ve çeşitli yardımcı malzemeler aynı ürün içinde bir araya gelmekte; bu da hem kimyasal içerik yönetimini hem de ürün güvenliği değerlendirmesini daha katmanlı bir yapıya taşımaktadır. Bu nedenle ayakkabı sektöründe poliüretan esaslı bir bileşenin uygunluğu değerlendirilirken malzemenin kendi özellikleri, ürün içindeki işlevi, diğer bileşenlerle ilişkisi ve nihai kullanım koşulları birlikte ele alınmalıdır.

Burada öne çıkan nokta, poliüretanların geniş kullanım alanının mevzuat değerlendirmesini doğrudan etkilemesidir. Aynı malzeme ailesine ait bir ürün, bir durumda karışım olarak piyasaya arz edilirken başka bir durumda bir eşyanın parçası haline gelebilmektedir. Özellikle tüketiciye doğrudan ulaşan çok bileşenli ürünlerde, poliüretan esaslı malzemelerin doğru mevzuat çerçevesinde konumlandırılması daha da önem kazanmaktadır. Bu nedenle poliüretan sistemlerinde ilk temel adımlardan biri, ürünün KKDİK kapsamındaki yerinin doğru belirlenmesidir.

KKDİK kapsamında poliüretanların değerlendirilmesi
KKDİK kapsamında poliüretan ürünleri değerlendirirken konuya yalnızca “polimer” tanımı üzerinden yaklaşmak yeterli olmaz. KKDİK, kimyasal maddelerin kayıt, değerlendirme, izin ve kısıtlama süreçlerini düzenleyen temel mevzuattır. Bu çerçevede poliüretan sistemlerinde malzemenin teknik özellikleri kadar, içerdiği bileşenlerin mevzuat bakımından nasıl konumlandığı da dikkate alınmalıdır.

Bu kapsamda polimerler doğrudan kayıt yükümlülüğüne tabi tutulmamaktadır. Buna karşılık, daha önce tedarik zincirindeki bir aktör tarafından kayıt ettirilmemiş monomerler ile polimere kimyasal olarak bağlanmış diğer maddeler için belirli koşullar altında kayıt yükümlülüğü gündeme gelebilmektedir. Polimerin söz konusu maddeleri ağırlıkça yüzde 2 veya daha fazla içermesi ve bu maddelerin toplam miktarının yıllık 1 ton veya üzerinde olması halinde kayıt yükümlülüğü doğabilmektedir. Bu tablo, poliüretan sistemlerinin ürün adıyla yetinilmeden, bileşen yapısı ve tonaj bilgileriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Bu nokta, poliüretan sektörü açısından ayrıca önem taşımaktadır; çünkü uygulamada “polimer” ifadesi zaman zaman herhangi bir yükümlülük bulunmadığı şeklinde yorumlanabilmektedir. Oysa polimerlerin kendileri için kayıt hükümleri uygulanmasa da, polimerleri oluşturan ve ilgili koşulları sağlayan monomerler ile polimere kimyasal olarak bağlanmış diğer maddeler bakımından kayıt yaklaşımı önemini korumaktadır. Bu yüzden poliüretan sistemlerinde kullanılan bileşenlerin teknik işlevlerinin yanında mevzuat kapsamındaki statülerinin de ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.

Poliüretan ürünlerin değerlendirilmesinde bir diğer kritik konu, ürünün karışım ya da eşya olarak hangi formda piyasaya arz edildiğinin doğru belirlenmesidir. Uygulamada iki bileşenli poliüretan sistemler, prepolimer esaslı formülasyonlar, yapıştırıcılar veya kaplama sistemleri çoğu zaman karışım olarak ele alınırken; ayakkabı tabanı, köpük parça, panel veya benzeri nihai ürünler eşya niteliği taşıyabilmektedir. Bu ayrım yalnızca terminolojik bir farklılık yaratmaz; uygulanacak yükümlülükler de ürünün piyasaya arz biçimine göre değişir. Eşya niteliği taşıyan ürünlerde, normal veya makul ölçüde öngörülebilir kullanım koşullarında salım yapması tasarlanan maddeler için belirli tonaj ve kayıt koşulları altında ayrıca değerlendirme gerekebilir. Bu nedenle poliüretan alanında faaliyet gösteren firmalar açısından ilk adım, portföydeki her ürünün kullanım amacı ve sunum şekli çerçevesinde doğru tanımlanmasıdır.

Özetle, poliüretan ürünlerde KKDİK değerlendirmesi; ürünün bileşimi, piyasaya arz formu, kullanım amacı ve tedarik zincirindeki konumu birlikte dikkate alınarak yürütülmelidir. Bu yönüyle poliüretan sistemlerinde mevzuat uyumu, teknik performans değerlendirmesiyle birlikte düşünülmesi gereken temel başlıklardan biri olarak öne çıkmaktadır.

Bilgi yönetimi, tedarik zinciri ve kayıt yaklaşımı
Poliüretan ürünlerde mevzuat uyumu, kayıt yükümlülükleriyle sınırlı bir konu olarak görülemez; bilgi yönetimi ve tedarik zinciri iletişimi de bu sürecin merkezinde yer almaktadır. Kimyasal güvenliğinin sağlanmasında bilgi yönetimi belirleyici bir rol üstlenmektedir. Güvenlik Bilgi Formları, kimyasal maddelerin ve karışımların güvenli kullanımına ilişkin temel bilgi kaynakları arasında yer almakta, bu nedenle doğru, güncel ve mevzuata uygun şekilde hazırlanması büyük önem taşımaktadır. Bakanlığın duyurularına göre 31 Aralık 2023 sonrasındaki dönemde GBF’ler KKDİK kapsamında ve Ek-18’e göre belgelendirilmiş Kimyasal Değerlendirme Uzmanları tarafından hazırlanmaktadır. Bu durum, poliüretan esaslı madde ve karışımlarda güncel ve mevzuata uygun GBF bulunmasını, tedarik zinciri boyunca doğru bilgi akışının temel unsurlarından biri haline getirmektedir.

Poliüretan sektöründe bilgi yönetimi, dokümantasyonun ötesine geçen bir başlıktır. Aynı zamanda tedarik zinciri boyunca veri kalitesinin korunmasıyla doğrudan ilişkilidir. Polioller, izosiyanatlar, katkı maddeleri, katalizörler, zincir uzatıcılar, çözücüler ve diğer yardımcı bileşenler gibi çok sayıda girdinin yer aldığı sistemlerde, her bir bileşene ilişkin mevzuat bilgisinin doğru aktarılması ayrı bir önem taşır. Tedarikçiden alınan bileşim bilgisi, sınıflandırma verisi, kısıtlama durumu, güvenli kullanım koşulları ve dokümantasyonun güncelliği; ilk tedarik aşamasından nihai ürünün piyasaya arzına kadar uzanan süreci etkiler. Bu nedenle poliüretan alanında mevzuat uyumu, teknik formülasyon yönetimi ile mevzuat bilgisinin birlikte ve düzenli biçimde yürütülmesini gerektirir.

Kayıt sürecinin uygulamadaki yönü ise poliüretan sektöründe ürün portföyü ile bileşen bilgisinin birlikte değerlendirilmesini gündeme taşımaktadır. Firmaların portföylerinde yer alan maddeleri teknik işlevleriyle birlikte kayıt yükümlülükleri bakımından da incelemesi gerekir. Farklı tedarik yapıları, ithalat senaryoları ve kullanım biçimleri dikkate alındığında her madde için aynı kayıt yönteminin uygun olmayacağı açıktır. Bu nedenle kayıt süreci, veri yönetimi ve tedarik zinciri iletişimiyle birlikte ele alınmalıdır. Böyle bir yaklaşım, poliüretan sektöründe faaliyet gösteren firmaların kayıt stratejisini madde bazında ve kendi ticari yapıları çerçevesinde şekillendirmesini kolaylaştıracaktır.

Ürün güvenliği çerçevesi ve AB pazarına yönelik beklentiler
Poliüretan ürünlerde uyum değerlendirmesi, kimyasal güvenliğin yanı sıra ürün güvenliği boyutuyla da ele alınmalıdır. Türkiye’de ürün güvenliği alanındaki temel çerçeve 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu ile kurulmuştur. Bu Kanunun amacı, ürünlerin güvenli ve ilgili teknik düzenlemelere uygun olmasını sağlamak; piyasa gözetimi ve denetiminin esasları ile yetkili kuruluşların görevlerini ve iktisadi işletmecilerin yükümlülüklerini belirlemektir. Bu yapı, poliüretan içeren tüketici ürünlerinde kimyasal uyum ile ürün güvenliğinin birbiriyle bağlantılı iki ayrı değerlendirme alanı oluşturduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Bu çerçeve, poliüretan sektörü açısından iç piyasaya arz edilen ürünler kadar dış ticarete konu ürünler bakımından da önem taşımaktadır. Dış Ticarette Teknik Düzenlemeler Yönetmeliği, dış ticarete konu ürünlerin tabi olacağı teknik düzenlemeleri, ithalat ve ihracat denetimlerini, denetim yapacak kuruluşların görev ve sorumluluklarını, ithalatçı ve ihracatçının sorumluluklarını, alınacak önlemleri ve uygulanacak yaptırımları kapsamaktadır. Bu nedenle ürün güvenliği, ihracat yapan firmalar açısından hedef pazardaki mevzuata uyumla sınırlı bir başlık olarak görülmemelidir. Türkiye’den çıkış sürecindeki uygunluk değerlendirmesi de bu bütünün parçasıdır.

İhracat denetimlerinde kullanılan TAREKS, yani Dış Ticarette Risk Esaslı Kontrol Sistemi, ürün güvenliği mevzuatı ve teknik düzenlemeler uyarınca yapılan denetim, uygunluk ve izin işlemlerinin elektronik ortamda ve risk esaslı olarak yürütülmesini sağlayan uygulama altyapısını oluşturmaktadır. Özellikle ayakkabı ve benzeri nihai tüketici ürünlerinde bu yapı, ürün güvenliği yaklaşımının formülasyonda kullanılan kimyasal bileşenlerle sınırlı kalmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Dokümantasyon, izlenebilirlik, uygunluk bilgisi ve gerektiğinde düzeltici önlem alma kapasitesi de aynı değerlendirme alanı içinde yer almaktadır.

Avrupa Birliği pazarına arz edilen poliüretan esaslı ürünlerde ise genel ürün güvenliği yaklaşımı daha görünür ve daha kapsamlı bir çerçeve sunmaktadır. Avrupa Birliği’nde uygulanan Genel Ürün Güvenliği Tüzüğü (GPSR), tüketiciye yönelik gıda dışı ürünler için genel güvenlik çerçevesini güncellemiştir. Bu düzenlemeyle birlikte izlenebilirlik, çevrimiçi satış kanallarında ürün güvenliği bilgisinin görünürlüğü, iktisadi işletmecilerin sorumlulukları ile tehlikeli ürünler bakımından düzeltici önlemler ve geri çağırma süreçleri daha belirgin hale gelmiştir. Böylece poliüretan içeren tüketici ürünlerinde değerlendirme, kimyasal içerik düzeyinden daha geniş bir alana yayılmış; ürün bilgisinin erişilebilirliği, tedarik zinciri sorumluluğu ve piyasa sonrası takip süreçleri daha güçlü biçimde öne çıkmıştır.

Ürün güvenliği çerçevesinde bir diğer önemli başlık da piyasa gözetimi ve düzeltici önlem süreçleridir. Güvensiz ürünlerin piyasada tespit edilmesi halinde yalnızca teknik uygunsuzluklar gündeme gelmez; dağıtım zinciri yönetimi ve ticari süreklilik bakımından da önemli sonuçlar doğabilir. Bu nedenle poliüretan içeren tüketici ürünlerinde mevzuata uyum, piyasaya arz anında tamamlanan bir kontrol süreci gibi görülmemeli; ürün yaşam döngüsü boyunca izlenen bir sorumluluk alanı olarak ele alınmalıdır. AB’de Safety Gate sistemi de tehlikeli gıda dışı ürünlere ilişkin alınan önlemlerin yetkili makamlar arasında hızlı biçimde paylaşılmasına hizmet etmekte ve ürün güvenliği risklerinin ne kadar görünür hale geldiğini göstermektedir.

Sürdürülebilirlik, veri şeffaflığı ve genel değerlendirme
Sürdürülebilirlik ve veri şeffaflığı boyutu, poliüretan içeren ürünlerde yeni nesil uyum beklentilerini giderek daha fazla şekillendirmektedir. Sürdürülebilir Ürünler için Ekotasarım Tüzüğü, AB’de ürünlere ilişkin daha geniş bir çerçeve kurmuştur. Tüzük, sürdürülebilir ürünler için ekotasarım gerekliliklerinin belirlenmesine yönelik hukuki zemini oluşturmakta; dayanıklılık, yeniden kullanım, onarılabilirlik, geri dönüştürülebilirlik, kaynak verimliliği ve bilgi şeffaflığı gibi başlıkları öne çıkarmaktadır. Bu yönüyle ESPR, poliüretan içeren ürünler açısından malzeme seçiminin ötesine uzanmakta, ürün tasarımı ve ürün bilgisinin yönetimiyle ilgili beklentileri de etkilemektedir.

Burada önemli olan nokta, ESPR’yi bugünden her ürün için aynı teknik zorunlulukları getiren tek bir metin gibi okumamaktır. Tüzük, bütün ürün grupları için aynı ayrıntıda hazır kurallar sunmamakta; ürün bazlı gerekliliklerin daha sonra çıkarılacak düzenlemelerle şekilleneceği çerçeveyi kurmaktadır. Bu nedenle poliüretan içeren ürünler açısından ESPR, bugün tamamlanmış tek tip bir yükümlülük listesi gibi görülmemeli; yakın dönemde veri şeffaflığı, tasarım yaklaşımı ve izlenebilirlik bakımından beklentileri yükselten bir düzenleyici yönelim olarak okunmalıdır.

Dijital ürün pasaportu da bu yapının dikkat çeken unsurlarından biridir; ancak hangi ürün gruplarında hangi bilgilerin yer alacağı sonraki ürün bazlı düzenlemelerle netleşecektir. Bu yönüyle dijital ürün pasaportu, firmalar için yeni bir bilgi alanı açmanın yanı sıra ürün verisinin daha düzenli, izlenebilir ve güncel tutulmasını gerektiren bir hazırlık başlığı olarak öne çıkmaktadır. Dolayısıyla yakın dönemde veri kalitesi, ürün bilgisi ve izlenebilirlik altyapısının güçlendirilmesi, poliüretan içeren ürünler bakımından daha görünür bir ihtiyaç haline gelmektedir.

Sonuç olarak poliüretan sektöründe mevzuat uyumu artık çok katmanlı bir değerlendirme alanı olarak karşımıza çıkmaktadır.

Poliüretan ürünlerin değerlendirilmesinde kimyasal bileşimin yanı sıra ürünün piyasaya arz biçimi, kullanım amacı, tedarik zincirindeki konumu ve hedef pazarı birlikte dikkate alınmalıdır. KKDİK kapsamındaki kayıt yükümlülükleri, karışım-eşya ayrımı ve Güvenlik Bilgi Formlarına ilişkin gereklilikler bu sürecin temelini oluştururken; Türkiye’de ürün güvenliği çerçevesi, dış ticarette teknik düzenlemeler ve AB pazarına yönelik ürünlerde GPSR ile ESPR kaynaklı beklentiler de giderek daha belirleyici hale gelmektedir. Bu tablo, poliüretan sektöründe faaliyet gösteren firmalar açısından mevzuat uyumunu ürün yönetimi, ihracat sürekliliği ve pazar erişimi bakımından stratejik bir konuya dönüştürmektedir.

Bu çerçevede firmaların poliüretan sistemlerini performans kriterleriyle birlikte mevzuat kapsamındaki yükümlülükler açısından da değerlendirmesi önem taşımaktadır. Bileşen bazında doğru analiz yapılması, kayıt yaklaşımının zamanında belirlenmesi, tedarik zinciri boyunca bilgi akışının sağlıklı biçimde yönetilmesi, ürün güvenliği beklentilerinin gözetilmesi ve izlenebilirlik altyapısının güçlendirilmesi önümüzdeki dönemde daha da belirleyici olacaktır. Güvenli ve sürdürülebilir üretim, kimyasal mevzuat, ürün güvenliği, dış ticaret uygunluğu ve ekotasarım yaklaşımının birlikte ele alınmasını gerektirmektedir.

Kaynakça 
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı. Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, İzni ve Kısıtlanması Hakkında Yönetmelik (KKDİK). Resmî Gazete, 23 Aralık 2017, Sayı: 30279 (Mükerrer).
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Kimyasallar Yardım Masası. Güvenlik Bilgi Formları Hakkında Duyuru.
Türkiye Cumhuriyeti. 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu. Resmî Gazete, 12 Mart 2020, Sayı: 31066.
Türkiye Cumhuriyeti. Genel Ürün Güvenliği Yönetmeliği. Resmî Gazete, 11 Mart 2021, Sayı: 31420.

Makalenin İngilizce versiyonuna aşağıda yer alan karekod üzerinden erişebilirsiniz. / You can access the English version of the article via the QR code below.

Yazıyı Paylaş