Saint-Gobain tarafından yayımlanan 2026 Sürdürülebilir İnşaat Barometresi, iklim krizinin inşaat sektörünü köklü biçimde dönüştürdüğünü ortaya koydu. Araştırmaya göre sürdürülebilir inşaat artık yalnızca çevresel bir tercih değil; ekonomik değer yaratımı, dayanıklılık ve risk yönetiminin merkezinde yer alıyor. Türkiye’de sektör paydaşlarının yüzde 70’i sürdürülebilir inşaatı öncelikli bir konu olarak görürken, dönüşüm sürecinde en kritik rolün finans kuruluşları tarafından üstlenileceği vurgulanıyor.
Aşırı hava olaylarının giderek daha sık yaşandığı günümüzde sürdürülebilir inşaat; çevresel performansın ötesine geçerek risk yönetimi, bölgesel dayanıklılık ile ekonomik ve varlık değerinin korunması açısından stratejik önem taşıyor.
Türkiye’de farkındalık artıyor
Araştırma sonuçlarına göre Türkiye’de sürdürülebilir inşaat kavramını tam olarak bildiğini belirten sektör paydaşlarının oranı yüzde 45’e ulaşırken, vatandaşlarda bu oran yüzde 26 seviyesinde kaldı. Buna rağmen sürdürülebilir inşaatın öncelikli bir konu olduğunu düşünenlerin oranı paydaşlarda yüzde 70, vatandaşlarda ise yüzde 75 olarak ölçüldü.
Öte yandan Saint-Gobain Sürdürülebilir İnşaat Gözlemevi tarafından hazırlanan 2026 Sürdürülebilir İnşaat Barometresi, sektörde önemli bir eksikliğe de dikkat çekiyor. Finansal kuruluşlar; yapılı çevrede dayanıklılık ve uyumun önemini kabul etse de, bu kriterlerin yatırım, finansman ve sigorta kararlarına entegrasyonu hâlâ sınırlı düzeyde bulunuyor. Bunun temel nedeni ise sürdürülebilirlik yatırımlarının ekonomik faydalarının yeterince somut ve ölçülebilir biçimde ortaya konulamaması olarak değerlendiriliyor.
Türkiye’de sürdürülebilir inşaatın ekonomik değer yarattığına inanan paydaşların oranı yüzde 44 seviyesinde bulunuyor. Küresel ortalamaya yakın seyreden bu oran, sektörün dönüşüm potansiyeline yönelik güçlü bir beklentiye işaret ediyor.
Dayanıklılık artık görünmeyen bir kriter değil
Sürdürülebilir İnşaat Barometresi, ilk kez ticari bankalar, kalkınma bankaları ve sigorta şirketlerini kapsayan; iklim uyumu ve dayanıklılık konularına odaklanan uluslararası niteliksel bir araştırmayı da içeriyor.
30 ülkede 4.800 sektör paydaşı ve 30.000 vatandaşla gerçekleştirilen araştırma, iklim dayanıklılığı konusunun hem sektör profesyonelleri hem de finansal aktörler nezdinde giderek daha fazla önem kazandığını gösteriyor. Paydaşlar arasında bu konuya verilen önem oranı yüzde 26’ya yükselirken, bu oran bir önceki yıla göre 5 puanlık artış anlamına geliyor.
Türkiye’de sürdürülebilir inşaat denildiğinde en çok öne çıkan tanım ise “ekolojik malzemeler kullanılarak yapılan inşaat” oldu. Bu görüşü paylaşanların oranı sektör paydaşlarında yüzde 47, vatandaşlarda ise yüzde 41 seviyesinde ölçüldü. Vatandaşlar ayrıca doğal afetlere ve iklim risklerine dayanıklı yapıların önemine dikkat çekiyor.
En büyük engel: Yatırım geri dönüşünün ölçülememesi
Barometre kapsamında görüşülen tüm paydaşlar aynı noktada birleşiyor: Uyum ve dayanıklılık yatırımlarının geri dönüşünün daha net ortaya konulması gerekiyor.
CO₂ emisyonlarının azaltımı standart göstergelerle ölçülebilirken; dayanıklılık yatırımları daha uzun vadeli, dolaylı ve olasılıksal faydalara dayanıyor. Bu faydalar arasında gelecekte oluşabilecek kayıpların azaltılması, iş sürekliliğinin korunması ve varlık değerinin sürdürülebilmesi yer alıyor.
Bu nedenle kısa vadede yüksek maliyetler öne çıkarken, uzun vadeli kazanımlar henüz finans ve sigorta modellerine yeterince entegre edilemiyor.
Türkiye’de sürdürülebilir inşaatın yaygınlaşması için öne çıkan öncelikler de bu tabloyu destekliyor. Paydaşların yüzde 35’i farkındalık ve iş birliğinin artırılmasını öncelikli adım olarak görürken, yüzde 33’ü enerji renovasyonlarını teşvik edecek düzenlemelerin önemine dikkat çekiyor. Vatandaşlar ise sürdürülebilir malzeme ve çözümlerin daha erişilebilir ve rekabetçi hale getirilmesini öncelikli görüyor.
Dönüşümün merkezinde finans kuruluşları yer alıyor
Araştırmaya göre bankalar ve sigorta şirketleri, sürdürülebilir inşaatın ölçeklenmesinde stratejik bir rol üstleniyor. Finans kuruluşlarının uyum ve dayanıklılık kriterlerini karar alma süreçlerine daha sistematik biçimde dahil etmesi, sektörde büyük ölçekli dönüşümün hızlanması açısından kritik görülüyor.
Araştırma ayrıca sürdürülebilir inşaat konusunda daha çekimser yaklaşan kesimlerin desteğini artırmak için üç temel unsurun öne çıktığını ortaya koyuyor:
-Sürdürülebilir çözümlerin somut faydalarının daha görünür hale getirilmesi
-Kullanıcı açısından gerçek performansın güvence altına alınması
-Uygulamaların ekonomik açıdan rekabetçi olduğunun objektif verilerle ortaya konulması
Türkiye sonuçları, dönüşüm sürecinde güven duyulan aktörleri de net biçimde ortaya koyuyor. Paydaşların yüzde 48’i sürdürülebilir inşaatın gelişiminde en önemli rolü mimar ve mühendislerin üstlendiğini belirtirken, yerel yönetimler yüzde 38 ile ikinci sırada yer alıyor.
Finansman modellerinin dönüşümü hızlandırması bekleniyor
Barometreye göre sürdürülebilir inşaatın yaygınlaşabilmesi için finansman mekanizmalarının dönüşümü destekleyecek şekilde yeniden yapılandırılması gerekiyor. Daha uygulanabilir standartların geliştirilmesi, fiziksel risklerin finansal etkilerinin daha doğru modellenmesi ve sürdürülebilirlik odaklı finansman araçlarının yaygınlaştırılması kritik önem taşıyor.
Aynı zamanda dayanıklılık kriterlerinin proje ve portföy değerlendirme süreçlerine daha sistematik biçimde entegre edilmesi, sürdürülebilir inşaatın finansal sistem içinde daha güçlü bir karşılık bulmasına katkı sağlayacak önemli adımlar arasında gösteriliyor.
Saint-Gobain hakkında
1665 yılında kurulan Saint-Gobain, sürdürülebilir ve hafif inşaat çözümlerinde dünyanın önde gelen şirketleri arasında yer alıyor. Şirket; inşaat ve endüstriyel pazarlara yönelik malzeme ve hizmetler geliştirirken, kamu ve özel yapıların yenilenmesi, düşük karbonlu üretim ve sürdürülebilir yapı çözümleri üzerine faaliyet gösteriyor.
2025 yılında kuruluşunun 360. yılını kutlayan grup, “Making the World a Better Home” vizyonuyla faaliyetlerini sürdürüyor.
-2025 satış geliri: 46,5 milyar Euro
-80 ülkede faaliyet
-162 bin çalışan
-2050 Net Sıfır Karbon hedefi