Boya Formülasyonlarında Fark Yaratan Sürdürülebilir Çözümler: YUKA Kimya

Boya Formülasyonlarında Fark Yaratan  Sürdürülebilir Çözümler: YUKA Kimya
  • 17.08.2026

Röportaj : Murat Soygür

2019 yılında kurulan YUKA Kimya, hammadde tedarikinin yanı sıra müşterilerine teknik bilgi, uygulama deneyimi ve ürün geliştirme süreçlerinde destek sunan bir çözüm ortağı olarak öne çıkıyor. Gerçekleştirdiğimiz röportajda YUKA Kimya Kurucusu Hüseyin Şahin, yapay zeka ve dijitalleşme başta olmak üzere boya sektörüne yön veren birçok başlıktaki değerli görüşlerini okuyucularımızla paylaştı.

Bize kısaca kendinizden ve profesyonel özgeçmişinizden bahsedebilir misiniz?
Ben YUKA Kimya'nın kurucusuyum. Lisans eğitimimi Kimya Bölümü'nde tamamladıktan sonra polimer bilimi ve teknolojileri alanında lisansüstü çalışmalar yaptım. Profesyonel kariyerime 2010 yılında Denge Kimya'da Ar-Ge Uzmanı olarak başladım ve 2018 yılına kadar Ar-Ge Uzmanı, Ar-Ge Sorumlusu ve Ürün Müdürü olarak görev yaptım.

Bu süreçte özellikle silikon bazlı polimerler ve fonksiyonel katkı maddelerinin geliştirilmesi üzerine yoğunlaştım. Kariyerimin ilk yıllarında tekstil kimyasallarına yönelik Ar-Ge projelerinde çalışırken, son dört yılımı tamamen boya ve kaplama sektörüne yönelik hammaddelerin geliştirilmesine ayırdım. Bu dönemde DENSURF markasının kuruluşunda ve ürün geliştirme çalışmalarında görev alan ekibin bir parçası oldum.

2018 yılında ise DENSURF markasının Ürün Müdürlüğü görevini üstlenerek boya katkıları, silikon reçineler ve diğer özel performans kimyasallarının ürün yönetimi, teknik konumlandırılması ve pazara sunulması süreçlerini yönettim. Ar-Ge'den ürün yönetimine uzanan bu deneyim, teknik bilgi birikimimi sektörün ihtiyaçlarıyla birleştirmeme olanak sağladı.

Bugün YUKA Kimya'da da aynı bakış açısıyla çalışıyoruz. Müşterilerimize yalnızca hammadde tedarik eden bir firma olmanın ötesinde, teknik bilgi ve uygulama deneyimimizle Ar-Ge süreçlerine katkı sağlayan, uzun vadeli çözüm ortaklığı anlayışını benimseyen bir yaklaşım sunmayı hedefliyoruz.

YUKA Kimya'nın kuruluş hikayesini anlatabilir misiniz?
Denge Kimya'daki son görevim DENSURF markasının Ürün Müdürlüğü'ydü. Bu süreçte markanın satış kanallarının geliştirilmesi, ürünlerin pazardaki konumlandırılması ve müşterilerle yürütülen teknik çalışmaların içerisinde aktif olarak yer aldım. Bu sayede Türkiye'deki birçok boya üreticisini yakından tanıma, ihtiyaçlarını ve sektördeki beklentileri birebir gözlemleme fırsatı buldum.

Aslında kendi şirketimi kurma fikri uzun yıllardır aklımdaydı. Ürün Müdürlüğü döneminde edindiğim deneyim ise bu hedefi hayata geçirmek için doğru zamanı ve doğru iş modelini görmemi sağladı. Sahada gördüğüm en önemli ihtiyaç, yalnızca hammadde tedarik eden bir distribütörden ziyade, müşterilerine teknik bilgi, uygulama deneyimi ve ürün geliştirme süreçlerinde destek sunan gerçek bir çözüm ortağına duyulan ihtiyaçtı.

Bu vizyonla 2019 yılında YUKA Kimya'yı kurduk. Kuruluşumuzdan itibaren temel hedefimiz, müşterilerimizin sadece tedarikçisi olmak değil; Ar-Ge ekipleriyle birlikte çalışan, formülasyon geliştirme süreçlerine katkı sağlayan, doğru hammaddeyi doğru uygulamayla buluşturan ve uzun vadeli iş ortaklıkları kuran teknik bir çözüm ortağı olmaktı.
Bugün de aynı anlayışla hareket ediyor; müşterilerimizden aldığımız saha geri bildirimlerini tedarikçilerimizle paylaşarak yeni ürün geliştirme çalışmalarına katkı sağlıyor, sektörün değişen ihtiyaçlarına uygun yenilikçi çözümleri Türkiye boya sektörüne kazandırmaya devam ediyoruz.

YUKA Kimya'nın portföyünde öne çıkan ürün grupları hangileridir? Bu ürünlerin müşterilere sağladığı başlıca avantajlar nelerdir?
YUKA Kimya'nın ürün portföyünün temelini DENSURF markalı boya katkı maddeleri oluşturmaktadır. Dispersiyon ajanları, köpük kesiciler, silikon bazlı yüzey katkıları ve yüksek sıcaklığa dayanıklı silikon reçineleri ile dekoratif boyalardan endüstriyel ve koruyucu kaplamalara kadar geniş bir uygulama alanına yönelik çözümler sunuyoruz. Bu ürün gruplarındaki temel hedefimiz; üretim proseslerini iyileştirirken nihai kaplamanın performansını artırmak ve boya üreticilerine optimum maliyet/performans dengesi sağlamaktır.

Portföyümüzde ayrıca Denge Kimya'nın VYNAX markalı poliüretan dispersiyon (PUD) reçineleri de yer almaktadır. VYNAX'ın geliştirdiği özel su bazlı reçineler; ahşap, metal, cam, plastik, deri, yapı kimyasalları ve zemin kaplamaları gibi birçok uygulamada klasik akrilik dispersiyonların ulaşmakta zorlandığı mekanik dayanım, kimyasal direnç ve yüzey performansını sağlayabilmektedir. Özellikle çevre dostu ve yüksek performanslı su bazlı sistemlere yönelik artan talep göz önüne alındığında, bu ürün grubunun önümüzdeki yıllarda daha da önem kazanacağına inanıyoruz.

Bunun yanında, yüzey modifikasyonu ve aderans performansını artıran fonksiyonel silanları da ürün portföyümüze dahil ettik. Portföyümüzü oluştururken temel yaklaşımımız yalnızca yeni ürünler eklemek değil; boya üreticilerinin formülasyonlarında gerçek anlamda fark yaratabilecek, teknik katma değeri yüksek ve sürdürülebilir çözümler sunan hammaddeleri sektöre kazandırmaktır.

Son yıllarda DENSURF ürün ailesi, özellikle yüksek katma değerli boya katkıları alanında önemli ölçüde genişledi. Dispersiyon ajanları grubunda DENSURF DA 4010, DA 4030, DA 4040 ve DA 4115 gibi yeni nesil yüksek molekül ağırlıklı ürünler portföye eklendi. Bu ürünler, farklı reçine sistemleriyle yüksek uyumluluk göstermelerinin yanı sıra hem organik hem de inorganik pigmentlerde etkili dispersiyon performansı sağlayarak renk gelişimi, depolama kararlılığı ve proses verimliliği açısından önemli avantajlar sunuyor.

Yüksek sıcaklığa dayanıklı silikon reçineleri grubunda uzun yıllardır başarıyla kullanılan DENSURF HR 800 ve DENSURF HR 900 serileri ise farklı kürlenme koşullarına ve uygulama ihtiyaçlarına uygun yeni nesil ürünlerle daha da geliştirildi.

Köpük kesici grubunda özellikle mikro köpük kontrolü ve hava tahliyesine yönelik ürün gamımız genişletilirken, yüzey katkıları tarafında DENSURF SM 111; çizilme dayanımı, yüzey kayganlığı ve parlaklık korunumu gibi özellikleriyle kısa sürede öne çıkan yeni nesil ürünlerimizden biri oldu.

Bizim için ürün geliştirme hiçbir zaman tamamlanan bir süreç değil. Müşterilerimizden aldığımız saha geri bildirimlerini, Ar-Ge ekiplerimizin deneyimiyle birleştirerek tedarikçilerimize aktarıyor; böylece hem mevcut ürünlerin geliştirilmesine hem de sektörün gelecekte ihtiyaç duyacağı yeni teknolojilerin ortaya çıkmasına katkı sağlamaya devam ediyoruz.

DENSURF markasının Türkiye pazarındaki konumunu ve sunduğu rekabet avantajlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
DENSURF, bugün Türkiye boya sektöründe güvenilirliği, güçlü Ar-Ge altyapısı ve teknik yaklaşımıyla önemli bir konuma ulaşmış yerli markalardan biri olarak öne çıkıyor. Bu başarının temelinde yalnızca yüksek performanslı ürünler geliştirmesi değil; sektörün değişen ihtiyaçlarını yakından takip ederek ürün portföyünü sürekli geliştirmesi ve müşteri beklentilerine hızlı cevap verebilmesi yer alıyor.

Günümüzde boya üreticileri artık yalnızca yüksek performanslı bir ürün aramıyor. Bunun yanında tedarik sürekliliği, teknik destek, maliyet optimizasyonu, sürdürülebilirlik ve yeni teknolojilere hızlı erişim gibi kriterler de karar süreçlerinde büyük önem taşıyor. DENSURF, farklı reçine sistemlerine uygun geniş ürün gamı, güçlü performans/fiyat dengesi ve sürekli gelişen Ar-Ge çalışmalarıyla bu beklentileri karşılayabilen bir marka konumunda bulunuyor.

Bence DENSURF'ü farklı kılan en önemli özelliklerden biri de dinamik yapısıdır. Sahadan gelen geri bildirimler ve müşterilerin değişen ihtiyaçları ürün geliştirme süreçlerine hızla yansıtılıyor. Bu sayede mevcut ürünler sürekli iyileştirilirken, yeni nesil katkılar da pazara daha kısa sürede sunulabiliyor. Boya sektörünün hızla değiştiği günümüzde bu çeviklik önemli bir rekabet avantajı oluşturuyor.

YUKA Kimya olarak bizim görevimiz ise bu güçlü ürün portföyünü yalnızca müşterilerimize ulaştırmak değil, aynı zamanda doğru teknik bilgiyle desteklemek. Bir ürünün başarısı yalnızca laboratuvarda elde ettiği performansla değil; müşterinin üretim prosesi, kullandığı reçine sistemi ve hedeflediği nihai performansla uyumlu şekilde uygulanabilmesiyle mümkün oluyor. Bu nedenle müşterilerimizin Ar-Ge ekipleriyle birlikte çalışıyor, ürün seçiminden uygulama optimizasyonuna kadar teknik destek sağlayarak gerçek anlamda bir çözüm ortağı olmayı hedefliyoruz.

Bugün DENSURF'ün Türkiye'de tercih edilmesinin temel nedeninin yalnızca kaliteli ürünler sunması değil; Ar-Ge gücü, teknik yaklaşımı, sürekli gelişen ürün portföyü ve müşteri odaklı iş birliği anlayışını aynı çatı altında sunabilmesi olduğuna inanıyorum.

Yapay zeka ve dijitalleşmenin boya formülasyonu geliştirme süreçlerine etkisi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Yapay zeka ve dijitalleşmenin boya sektöründe önümüzdeki yılların en önemli dönüşüm alanlarından biri olacağını düşünüyorum. Ancak yapay zekayı, Ar-Ge uzmanının veya kimyagerin yerini alacak bir teknoloji olarak değil; doğru kullanıldığında Ar-Ge süreçlerini hızlandıran, daha doğru karar alınmasını sağlayan ve kurumsal bilgi birikimini daha etkin kullandıran güçlü bir yardımcı olarak görmek gerekiyor.

Hammadde üreticileri açısından değerlendirildiğinde yapay zeka; literatür ve patent taramaları, yeni hammadde araştırmaları, teknik veri föylerinin analiz edilmesi, farklı kimyasal yapıların karşılaştırılması ve deney tasarımlarının oluşturulması gibi birçok süreçte önemli katkılar sağlayacaktır. Özellikle yeni bir dispersiyon ajanı, köpük kesici, yüzey katkısı veya reçine geliştirilirken geçmiş çalışmaların sistematik olarak analiz edilmesi ve farklı yaklaşımların kısa sürede değerlendirilebilmesi, Ar-Ge ekiplerinin çok daha verimli çalışmasına olanak sağlayacaktır.

Boya üreticileri açısından ise yapay zekanın en büyük katkısının, yıllar boyunca oluşturulan formülasyon ve performans verilerinin etkin şekilde değerlendirilebilmesi olacağını düşünüyorum. Bugün birçok boya üreticisinin elinde binlerce formül, bu formüllerde kullanılan hammaddeler ve bunlara ait fiziksel, mekanik, kimyasal ve uygulama performans sonuçları bulunuyor. Bu veriler doğru şekilde dijitalleştirilip yapay zeka tarafından analiz edilebildiğinde, geçmiş deneyimlerden öğrenen ve belirli bir performans hedefi için en uygun hammadde kombinasyonlarını önerebilen sistemler geliştirilebilecektir.

Örneğin daha yüksek çizilme dayanımı, daha düşük VOC, daha iyi pigment stabilitesi, daha hızlı kuruma, daha yüksek korozyon direnci veya maliyet optimizasyonu hedeflendiğinde yapay zeka, geçmişte gerçekleştirilen binlerce denemeyi analiz ederek hangi reçine, katkı ve pigment kombinasyonlarının başarı ihtimalinin daha yüksek olduğunu öngörebilecektir. Bu sayede Ar-Ge ekipleri daha az deneme ile daha kısa sürede sonuca ulaşabilecek, ürün geliştirme süreçleri hem hızlanacak hem de daha verimli hale gelecektir.

Bana göre yapay zekanın sağlayacağı en önemli dönüşümlerden biri de Ar-Ge profesyonellerinin çalışma biçimini değiştirecek olmasıdır. Geçmişte günler hatta haftalar sürebilen literatür taramaları, patent incelemeleri, alternatif hammadde araştırmaları ve teknik veri karşılaştırmaları artık saatler içerisinde gerçekleştirilebiliyor. Teknik makalelerin özetlenmesi, farklı üreticilere ait ürünlerin karşılaştırılması, deney planlarının oluşturulması ve deney sonuçlarının yorumlanması gibi birçok süreçte yapay zeka, Ar-Ge uzmanlarının çok daha hızlı ve verimli çalışmasını sağlayacaktır.


Gelecekte Ar-Ge uzmanlarını birbirinden ayıran önemli yetkinliklerden biri de yapay zekayı etkin kullanabilme becerisi olacaktır. Nasıl ki geçmişte gelişmiş analiz cihazlarını, simülasyon yazılımlarını veya laboratuvar otomasyonlarını etkin kullanan mühendisler öne çıktıysa, önümüzdeki dönemde de yapay zekayı doğru kullanan Ar-Ge profesyonelleri aynı zaman içerisinde çok daha fazla teknik bilgiye ulaşabilecek, daha fazla alternatif değerlendirebilecek ve çok daha kısa sürede daha isabetli kararlar verebilecektir. Böylece araştırmacılar rutin bilgi toplama ve analiz süreçlerine daha az, yenilikçi fikir geliştirmeye, deney sonuçlarını yorumlamaya ve müşterilerine katma değer sağlayacak çözümler üretmeye daha fazla zaman ayırabilecektir.

Bununla birlikte boya formülasyonu hâlâ deneyim gerektiren bir mühendislik disiplinidir. Aynı hammadde; reçine sistemi, pigment tipi, proses koşulları ve uygulama yöntemi değiştiğinde tamamen farklı sonuçlar verebilir. Bu nedenle yapay zekanın sunduğu önerilerin mutlaka laboratuvar çalışmaları, teknik bilgi ve saha deneyimiyle doğrulanması gerekir. Yapay zeka, deneyimin yerine geçen değil; deneyimi daha verimli kullandıran bir teknoloji olacaktır.

YUKA Kimya olarak biz de dijitalleşmeyi yalnızca teknik tarafta değil, iş süreçlerimizin tamamında değerlendiriyoruz. Satış süreçlerinin takibi, müşteri ziyaretlerinin kayıt altına alınması, numune ve proje yönetimi, fırsatların izlenmesi, müşteri ihtiyaçlarının analiz edilmesi ve iş akışlarının otomasyonlarla desteklenmesi gibi alanlarda dijital sistemlerden aktif olarak yararlanıyoruz. Amacımız, sahada oluşan bilgiyi yalnızca bireysel deneyim olarak bırakmayıp kurumsal hafızaya dönüştürmek ve bu bilgiyi müşterilerimize daha hızlı, daha doğru ve daha yüksek katma değerli çözümler sunmak için kullanmaktır.

Önümüzdeki yıllarda boya sektöründe rekabet avantajı yalnızca daha iyi hammaddelere sahip olmakla değil; bilgiyi daha hızlı üretmek, doğru analiz etmek ve etkin şekilde kullanabilmekle sağlanacaktır. Yapay zeka bu dönüşümün en önemli araçlarından biri olacak. Ancak gerçek farkı yine insanlar yaratacaktır. Yapay zekayı doğru kullanan Ar-Ge uzmanları, daha kısa sürede daha fazla alternatif geliştirebilen, daha doğru kararlar alabilen ve müşterilerine daha yüksek katma değer sunabilen profesyoneller haline gelecektir. Ben geleceğin başarılı şirketlerinin de, başarılı mühendislerinin de yapay zekayı insan deneyimiyle birlikte en verimli şekilde kullanabilenler olacağına inanıyorum.

Yazıyı Paylaş