Uzmanlar, uzun süredir ülseratif kolit ile yaşayan hastalarda hastalığın süresi, yaygınlığı ve aktivitesi gibi faktörlerin kolon kanseri riskinin değerlendirilmesinde önem taşıdığına dikkat çekiyor.
Kronik bağırsak hastalıkları arasında yer alan ülseratif kolit, uzun süre devam eden bağırsak iltihabı nedeniyle bazı hastalarda kolon ve rektum kanseri açısından daha yüksek risk oluşturabiliyor. Uzmanlar, özellikle uzun süredir devam eden ve aktif seyreden hastalıkta düzenli kontrollerin ve kişiye özel takip programlarının önemine dikkat çekiyor.
İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Mercan, ülseratif kolitin yanı sıra Crohn hastalığı gibi kronik bağırsak hastalıklarında düzenli takip ve kolonoskopik değerlendirmelerin önem taşıdığını belirtiyor.
Risk hastalığın özelliklerine göre değişiyor
Ülseratif kolit hastalarında kolon kanseri riskinin; hastalığın süresi, bağırsakta tuttuğu alanın genişliği, iltihabın kontrol altında olup olmaması ve ailede kolon kanseri öyküsü gibi faktörlerle ilişkili olduğu belirtiliyor.
Özellikle kalın bağırsağın tamamını etkileyen ve uzun süre aktif seyreden ülseratif kolit vakalarında daha yakın takip gerekebiliyor. Prof. Dr. Selçuk Mercan, kronik ülseratif kolitin kontrol altında tutulmasının önemine işaret ederek, bazı hastalarda sporadik kolon kanserlerinin yanı sıra daha yaygın tutulum gösteren kanserlerin de gelişebileceğini ifade ediyor.
Uzmanlara göre ülseratif kolit zemininde gelişen kolon kanserleri, toplumda daha sık görülen sporadik kolon kanserlerinden farklı biyolojik özellikler gösterebiliyor. Bu nedenle takip planlarının yalnızca genel kanser tarama önerileriyle sınırlı kalmaması, hastalığın özelliklerinin de dikkate alınması gerekiyor.

İltihap ve yapısal değişiklikler tanıyı zorlaştırabiliyor
Ülseratif kolit hastalarında erken dönem kanser öncesi değişikliklerin veya tümörlerin tespit edilmesi bazı durumlarda güçleşebiliyor. Bağırsak yüzeyindeki yaygın iltihaplanma, yalancı polipler, doku hassasiyeti ve kronik hastalığa bağlı yapısal değişiklikler, bazı lezyonların fark edilmesini zorlaştırabiliyor.
Bu nedenle hastaların hekimleri tarafından belirlenen takip programlarına uymaları ve önerilen kolonoskopik değerlendirmeleri zamanında yaptırmaları önem taşıyor. Hastalık aktivitesinin kontrol altında tutulması da uzun vadeli risklerin yönetiminde rol oynuyor.
Tek vaka tüm hastalara genellenemiyor
Tıbbi literatürde yer alan bir vakada, uzun süredir ülseratif kolit tanısıyla takip edilen bir hastada yapılan değerlendirmeler sonucunda rektum bölgesinde yaklaşık 3,5 santimetre çapında adenokarsinom tespit edildiği aktarılıyor.
Uzmanlar, tek bir hasta üzerinden elde edilen bu bulgunun tüm ülseratif kolit hastalarına genellenemeyeceğini belirtiyor. Bununla birlikte söz konusu vaka, kronik bağırsak hastalıklarında düzenli ve kapsamlı izlemin önemine dikkat çeken örneklerden biri olarak değerlendiriliyor.
Uzun süreli ülseratif kolit hastalarında kişisel risk faktörlerine göre oluşturulan takip programları, olası kanser öncesi değişikliklerin veya kanser gelişiminin daha erken dönemde tespit edilmesine yardımcı olabiliyor. Erken tanı ise tedavi seçeneklerinin hastanın durumuna göre daha etkin şekilde planlanmasına olanak sağlayabiliyor.