Avrupa’da ısı pompası satışları 2026’nın ilk çeyreğinde yıllık bazda yüzde 17 arttı. Üçay Mühendislik, Türkiye’nin enerji dönüşümünü yalnızca cihaz değişimi olarak değil; güneş enerjisi, enerji depolama ve elektrikli araç şarj altyapısını da kapsayan entegre bir sistem olarak ele alması gerektiğine dikkat çekti.
Avrupa’da iklim değişikliğiyle mücadele, yükselen enerji maliyetleri ve enerji arz güvenliği hedefleri doğrultusunda fosil yakıtlardan elektrikli ve yüksek verimli teknolojilere geçiş hız kazanıyor. Bu dönüşümün merkezinde ise ısı pompaları yer alıyor.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) 2026 Dünya Enerji Yatırımları Raporu’na göre, Avrupa’da ısı pompası satışları 2026’nın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17 arttı. Avrupa Isı Pompası Birliği’nin (EHPA) 2025 öncü verileri de ısı pompası pazarındaki yükselişin sürdüğünü ortaya koyuyor. Buna göre 16 Avrupa ülkesinde konut tipi ısı pompası satışları ortalama yüzde 10,3 artarak 2,62 milyon adede ulaştı. Avrupa’daki toplam kurulu ısı pompası sayısı ise yaklaşık 28 milyona yükseldi.
Isı pompaları enerji dönüşümünün merkezine yerleşiyor
Avrupa’daki dönüşümün yalnızca doğal gazlı sistemlerin yerini ısı pompalarının alması şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Üçay Mühendislik İcra Kurulu Üyesi ve İklimlendirme & Şubeler Direktörü Zafer Çüman, enerji sistemlerinin üretimden tüketime kadar bütüncül biçimde yeniden ele alındığını söyledi.
Çüman, Avrupa’daki dönüşümün merkezinde ısı pompalarının bulunduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:
“Bugün Avrupa'da yaşanan dönüşüm, yalnızca doğal gaz kazanlarının yerini ısı pompalarının alması olarak değerlendirilmemeli. Yeniden tasarlanan sadece cihazlar değil; enerjinin üretiminden depolanmasına, yönetiminden tüketimine kadar uzanan bütün enerji sistemidir. Isı pompaları da bu entegre ekosistemin en önemli bileşenlerinden biridir.”

Teşvikler ve elektrifikasyon politikaları büyümeyi destekliyor
Avrupa’da ısı pompalarına yönelik talebin artmasında karbon emisyonlarının azaltılması, fosil yakıtlara bağımlılığın düşürülmesi ve yenilenebilir enerji kaynaklarıyla uyumlu sistemlerin yaygınlaştırılması hedefleri öne çıkıyor.
Kamu politikaları ve teşvik mekanizmalarının da pazarın büyümesinde önemli rol oynadığını belirten Çüman, bazı Avrupa ülkelerinde elektrik üzerindeki vergi yükünün azaltılmasına yönelik uygulamaların da ısı pompası kullanımını desteklediğini ifade etti.
Dört mevsim enerji çözümü sunuyor
Isı pompalarının yalnızca kış aylarında ısıtma amacıyla kullanılan sistemler olmadığına dikkat çeken Çüman, teknolojinin yaz aylarında soğutma ve kullanım sıcak suyu ihtiyacını da karşılayabildiğini belirtti.
Çüman, şöyle devam etti:
“Isı pompaları yalnızca kış aylarında ısıtma sağlayan sistemler değildir. Aynı zamanda yaz aylarında soğutma ve kullanım sıcak suyu ihtiyacını da karşılayarak dört mevsim çözüm sunuyor. Bu özellikleri sayesinde hem bireysel kullanıcılar hem de ticari işletmeler için enerji maliyetlerini düşüren önemli bir teknoloji haline geliyor.”
Türkiye’nin iklim çeşitliliği ve yenilenebilir enerji potansiyelinin ısı pompası teknolojilerinin yaygınlaşması açısından önemli avantajlar sunduğunu belirten Çüman, Türkiye’nin bu dönüşümde güçlü bir potansiyele sahip olduğunu vurguladı.
Enerji dönüşümünde yeni denklem: Güneş + ısı pompası + depolama + şarj
Enerji sektörünün geleceğinde birbirini tamamlayan teknolojilerin oluşturduğu entegre sistemlerin belirleyici olacağını ifade eden Çüman, Türkiye’nin enerji dönüşümünü bugünden planlaması gerektiğine dikkat çekti.
Çüman sözlerini şöyle tamamladı:
“Enerji dönüşümünü yalnızca yeni cihazlara geçiş olarak değerlendirmemek gerekiyor. Gelecekte; güneş enerjisi sistemleri, ısı pompaları, enerji depolama çözümleri ve elektrikli araç şarj altyapıları birbirini tamamlayan entegre bir ekosistem oluşturacak. Türkiye'nin bu dönüşümü bugünden planlaması hem enerji güvenliği hem de sürdürülebilirlik açısından kritik önem taşıyor.”
Türkiye için kritik fırsat
Avrupa’daki ısı pompası pazarının yeniden güçlü bir büyüme ivmesi yakalaması, enerji verimliliği ve elektrifikasyon yatırımlarının önümüzdeki dönemde iklimlendirme sektörünün önemli gündem başlıklarından biri olacağına işaret ediyor. Türkiye ise yenilenebilir enerji kaynakları, farklı iklim bölgeleri ve artan enerji verimliliği ihtiyacı sayesinde bu dönüşümde önemli bir potansiyele sahip bulunuyor.