İKMİB Başkan Adayı V. İbrahim Aracı Röportajı Turkchem Yeni Sayısında

İKMİB Başkan Adayı V. İbrahim Aracı Röportajı Turkchem Yeni Sayısında
  • 06.04.2026

İKMİB Başkanlık seçimleri öncesi, başkan adayı V. İbrahim Aracı en kapsamlı röportajını Turkchem dergimize verdi. Gerçekleştirdiğimiz röportajda, İKMİB başkan adayı Vefa İbrahim Aracı, birlik, veriye dayalı yönetişim, yüksek katma değerli ihracat ve daha güçlü yerli hammadde üretimi yoluyla Türkiye’nin kimya sanayisini güçlendirmeye yönelik vizyonunu anlattı.

Sayın Aracı, Türkiye’nin sanayileşme tarihinde önemli bir yere sahip olan bir aile geleneğinden geliyorsunuz. Çocukluğunuzdan itibaren üretim tesislerinin içinde olmanız, bugün İKMİB başkan adaylığına giden yolda size nasıl bir vizyon kattı? Geçmişten bugüne taşıdığınız bu köklü sanayici disiplini, İKMİB’in gelecek vizyonuna nasıl yansıyacak?
Sanayicilik benim için bir meslekten çok daha önce hayatın doğal bir parçası olarak başladı. Çocukluk yıllarım, üretim tesislerinin içinde, sevkiyat alanlarında ve fabrikaların günlük temposunun içinde geçti. Ticaret hayatına da rahmetli babamla birlikte çalıştığımız nakliye ambarlarında adım attım.

O yıllarda üretimin sahadaki gerçekliğini, emeğin değerini, iş hayatında güven ve emanet kavramının ne kadar belirleyici olduğunu çok erken yaşlarda öğrenme fırsatı buldum. Nakliye faaliyetleri sayesinde Türkiye’nin pek çok sanayi tesisine gidip geldik.

Fabrikaların içindeki üretim disiplinini, ihracatın nasıl bir emek ve organizasyon gerektirdiğini yakından gözlemledim. Bu süreçte üretime duyduğum ilgi giderek arttı ve zaman içinde sanayicilik yolculuğuna yöneldim. 1990’lı yıllarda kimya sektöründe attığımız adımlar ve ardından gelişen yatırımlar, bugün Koruma Şirketler Grubu’nun farklı bölgelerde üretim yapan bir yapıya ulaşmasını sağladı. Bu geçmiş bana çok önemli bir bakış açısı kazandırdı.

Sanayinin sürdürülebilirliği; yalnızca yatırım yapmakla değil, uzun vadeli düşünmekle, riskleri öngörmekle ve güçlü bir ekosistem kurmakla mümkün oluyor. Enerji maliyetlerinden lojistik planlamasına, insan kaynağından ihracat pazarlarına kadar üretimin her aşamasını bizzat yaşayarak öğrendim. Bu nedenle sektörün karşılaştığı zorlukları da fırsat alanlarını da sahadan gelen bir perspektifle değerlendiriyorum.

İKMİB başkan adaylığı sürecine de tam olarak bu anlayışla yaklaşıyorum. Kimya sektörü 16 alt sektörüyle çok geniş bir yapıyı temsil ediyor ve bu yapı güçlü bir koordinasyon gerektiriyor. Benim için öncelik; sektörün birikimini koruyan, firmalarımızın rekabet gücünü artıran ve ortak aklı merkeze alan bir yönetim anlayışını güçlendirmek. İKMİB’in gelecek vizyonuna yansıtmak istediğim temel yaklaşım da bu.

Sektörün tüm paydaşlarını kapsayan güçlü bir iletişim, veriye dayalı stratejik karar alma süreçleri ve ortak hareket kültürü. Türkiye kimya sektörünün potansiyeline inanıyorum. Bu potansiyeli daha ileriye taşıyacak olan şey ise birlikte düşünme ve birlikte üretme iradesidir. Bu nedenle biz bu süreci bir görevden çok bir sorumluluk ve bir emanet olarak görüyoruz.

Yönetim Kurulu Başkanlığını yürüttüğünüz Koruma Şirketler Grubu, klor-alkali ve zirai ilaç gibi stratejik alanlarda Türkiye’nin öncü kuruluşlarından biri. Kendi şirketlerinizde başarıyla uyguladığınız ‘sürdürülebilir büyüme’ ve ‘operasyonel mükemmellik’ modellerini, İKMİB’in hizmet kalitesini ve üye odaklı yapısını daha da güçlendirmek için nasıl kullanmayı planlıyorsunuz?
Koruma Şirketler Grubu’nda yıllar içinde edindiğimiz en önemli tecrübelerden biri şu oldu: Sürdürülebilir büyüme; doğru planlama, disiplinli yönetim ve uzun vadeli bakış açısının birleşimiyle ortaya çıkıyor. Kimya gibi yüksek yatırım ve yüksek sorumluluk gerektiren bir sektörde üretim süreçlerini verimli yönetmek, riskleri öngörmek ve sürekli iyileştirme kültürünü canlı tutmak büyük önem taşıyor. Bu yaklaşım, şirketlerimizde benimsediğimiz operasyonel mükemmellik anlayışının temelini oluşturuyor.

Bugün Koruma Şirketler Grubu; kimya başta olmak üzere tarım, temizlik ve lojistik alanlarında faaliyet gösteren, Kocaeli (Derince ve GEBKİM), Denizli ve Hatay’daki üretim tesisleriyle Türkiye sanayisinin önemli yapılarından biri haline geldi. Bu büyümenin arkasında; üretimden Ar-Ge’ye, insan kaynağından çevresel sorumluluğa kadar her alanda sistematik bir yönetim anlayışı bulunuyor.

İKMİB’e baktığımızda da benzer bir bakış açısının değerli olduğunu düşünüyorum. İhracatçı birlikleri üyeleri için yalnızca bir temsil noktası değildir. Aynı zamanda sektörün gelişimine yön veren stratejik bir platformdur. Bu nedenle hizmet kalitesini sürekli geliştiren, üyelerle güçlü iletişim kuran ve veriye dayalı karar alma süreçlerini merkeze alan bir yönetim yaklaşımını önemsiyorum.

İlk olarak, üyelerimizin ihtiyaçlarını daha sistematik biçimde takip eden ve sektörel verileri düzenli analiz eden bir çalışma modeli oluşturmak gerekiyor. Kimya sektörü çok katmanlı bir yapıya sahip. Her alt sektörün dinamikleri farklıdır. Bu nedenle politika ve destek mekanizmalarının daha hedefli ve daha ölçülebilir bir çerçevede ele alınması önem taşıyor.

İkinci olarak, kurum içi koordinasyon ve paydaş iletişimi güçlü bir şekilde yapılandırılmalı. Yurt içi ve yurt dışı derneklerimiz, organize sanayi bölgelerimiz, akademi dünyası ve kamu kurumlarıyla sürekli etkileşim içinde olan bir yapı kurulduğunda, sektörün sorunlarına daha hızlı ve etkili çözümler üretmek mümkün oluyor.

Üçüncü başlık ise verimlilik ve rekabetçilik. Küresel ölçekte kimya sektöründe marjların daraldığı bir dönemden geçiyoruz. Bu ortamda ihracatçılarımızın rekabet gücünü artıracak her adım büyük değer taşıyor.

Yeşil dönüşüm, dijitalleşme, verimlilik odaklı üretim ve katma değeri yüksek ürünlere yönelim gibi başlıklar bu nedenle İKMİB’in çalışma alanları içinde güçlü biçimde yer almalı. Ben bu göreve bir sanayicinin sahadan getirdiği tecrübeyle yaklaşıyorum. Üretim yapan bir şirketin günlük kararlarının arkasında nasıl bir sorumluluk olduğunu yakından biliyorum. İKMİB’in çalışmalarında da aynı hassasiyetin, aynı disiplinin ve aynı çözüm odaklı yaklaşımın hâkim olmasını arzu ediyorum.

Böyle bir anlayışın, ihracatçılarımızın kuruma olan güvenini daha da güçlendireceğine ve sektörümüzün ortak hedeflerine daha hızlı ilerlemesine katkı sağlayacağına inanıyorum.

Sadece bir sanayici değil, aynı zamanda eğitimden sağlığa pek çok alanda hayata geçirdiğiniz sosyal sorumluluk projeleriyle (Semahat Aracı Onkoloji ve Palyatif Bakım Merkezi, okullar vb.) tanınıyorsunuz. İKMİB başkanlığınız döneminde, kimya sektörünün toplumsal algısını güçlendirecek ve sektörün ‘insan odaklı’ yüzünü ön plana çıkaracak ne tür kurumsal sosyal sorumluluk projelerine öncülük edeceksiniz?
Bizim aile geleneğimizde topluma katkı, iş hayatının doğal bir uzantısı olarak görülür. Aile büyüklerimizden devraldığımız hayırseverlik anlayışını yıllardır “Geçmişe Vefa, Geleceğe Umut” ilkesiyle sürdürmeye gayret ediyoruz. Eğitimden sağlığa uzanan projelerle topluma kalıcı eserler kazandırmak, bu anlayışın somut karşılığıdır.

Kimya sektörü, hayatın her alanına temas eden stratejik bir alan. Sağlıktan gıdaya, enerjiden temiz suya, tarımdan ileri malzemelere kadar pek çok başlıkta görünmeyen ama vazgeçilmez bir rol üstleniyor. Buna rağmen, kimya kelimesi toplumda zaman zaman risk ve endişe çağrışımlarıyla birlikte anılabiliyor. Bu algının daha sağlıklı bir zemine taşınması; güvenli üretim kültürü, şeffaf iletişim ve toplumsal faydayı görünür kılan çalışmalarla mümkün.

İKMİB başkanlığım döneminde de kimya sektörünün insan odaklı yönünü daha güçlü biçimde ortaya koyacak ve sektörün toplumsal algısını kalıcı biçimde güçlendirecek bir kurumsal sosyal sorumluluk çerçevesi oluşturmayı hedefliyoruz. Bu çerçevede üç başlık öne çıkıyor:

Birincisi; kimyayı doğru anlatan iletişim projeleri. Kimyanın günlük yaşamı nasıl mümkün kıldığını; doğru üretim, doğru denetim ve doğru kullanım perspektifiyle toplumla paylaşan projeler geliştirmeye gayret göstereceğiz. Özellikle gençlere ve ailelere ulaşan, bilimi anlaşılır bir dille anlatan çalışmalarla kimya kavramını hayat kalitesi, sağlık ve sürdürülebilir üretimle ilişkilendiren bir yaklaşım oluşturmak istiyoruz.

İkincisi; eğitim ve insan kaynağı odaklı sektörel projeler. Kimya sektörünün sürdürülebilirliği güçlü insan kaynağıyla mümkün. Mesleki ve teknik eğitimi destekleyen, üniversite–sanayi iş birliklerini güçlendiren, gençlerin sektörü yakından tanımasına imkan sağlayan programların İKMİB çatısı altında daha sistematik biçimde ele alınmasını önemsiyoruz. Bu yaklaşım hem sektörün geleceğini hem de gençlerin kariyer yolculuğunu destekleyecektir.

Üçüncüsü; çevre ve sürdürülebilirlik başlıklarında ortak etki projeleri. Kimya sektörünün çevresel sorumluluk konusundaki dönüşümünü daha görünür kılmak gerekiyor. Yeşil dönüşüm, verimlilik, emisyon yönetimi ve sürdürülebilir üretim alanlarında iyi uygulamaları yaygınlaştıran projeler hem sektörün rekabet gücünü artırır hem de toplumla kurduğumuz güven ilişkisini güçlendirir.

Özetle; İKMİB çatısı altında sosyal sorumluluğu sürekliliği olan, sektörün tamamını kapsayan ve ölçülebilir etki üreten bir anlayışla ele almak istiyoruz. Kimyanın toplumdaki algısını daha güçlü bir zemine taşımaya yönelik projeler geliştirmeye de özel bir gayret göstereceğiz. Çünkü kimya güçlü olduğunda sanayi güçlenir, kimya doğru anlatıldığında toplumun güveni de aynı ölçüde büyür.

Türkiye’nin ilk ve tek kimya ihtisas OSB’si olan GEBKİM’de ortaya koyduğunuz kümelenme başarısı ve ekosistem yönetimi tüm Türkiye’ye örnek oldu. GEBKİM’deki bu ‘birlikte üretim ve birlikte ihracat’ modelini, İKMİB çatısı altındaki tüm ihracatçılarımıza yaymak ve Türkiye genelinde yeni kimya kümelenmelerini teşvik etmek adına ne gibi adımlar atacaksınız? 
Kimya sanayisi güçlü bir değer zinciri üzerine kurulu bir sektördür. Üretim süreçleri birbirini tamamlayan halkalardan oluşur ve bu yapı içinde firmalar arasındaki koordinasyon rekabet gücünü doğrudan etkiler. Bu nedenle kimya sektöründe sürdürülebilir büyümenin yolu, şirketlerin yalnızca kendi kapasitelerini geliştirmesinden öte, güçlü iş birlikleri ve entegre üretim yapıları kurabilmesinden geçiyor.

GEBKİM’de ortaya koyduğumuz yaklaşım da bu düşünceye dayanıyor. Türkiye’nin ilk kimya ihtisas organize sanayi bölgesi olarak GEBKİM’de yalnızca sanayi parselleri oluşturmakla yetinmedik. Ortak altyapı, çevresel yönetim sistemleri, eğitim–sanayi iş birlikleri ve teknoloji geliştirme kapasitesiyle bütüncül bir üretim ekosistemi kurmaya odaklandık. Aynı alanda faaliyet gösteren firmaların birbirine yakın konumlanması; bilgi paylaşımını hızlandıran, maliyetleri optimize eden ve yatırım kararlarını daha öngörülebilir hale getiren güçlü bir sinerji oluşturdu.

Bu modelin kısa sürede sektör tarafından ilgi görmesi de aslında kimya sanayisinin böyle bir yapıya ne kadar ihtiyaç duyduğunu gösterdi. İKMİB çatısı altında bu deneyimin daha geniş bir zemine taşınabileceğine inanıyorum. Kimya sektörü 16 alt sektörü kapsayan büyük bir yapı ve her alt sektörün kendine özgü dinamikleri var. Bu nedenle firmalarımızın birbirini tamamlayan üretim ve tedarik ilişkileri kurabileceği, bilgi ve tecrübe paylaşımının güçleneceği bir iş birliği iklimini geliştirmek önemli. İhracat stratejilerinin de bu çerçevede daha koordineli bir yaklaşımla ele alınması, sektörün küresel rekabet gücünü artıracaktır.

Aynı zamanda Türkiye’nin farklı bölgelerinde gelişebilecek kimya yatırımlarının planlı bir kümelenme anlayışıyla ilerlemesi büyük avantaj sağlayabilir. Ortak altyapı, lojistik kolaylıkları, enerji verimliliği ve çevresel yönetim sistemleri gibi başlıklar bu tür yapılarda çok daha etkin yönetilebiliyor. GEBKİM’de oluşan birikimin ve deneyimin, yeni oluşacak kimya kümelenmeleri için önemli bir referans oluşturabileceğini düşünüyorum.

Bizim yaklaşımımızın temelinde şu düşünce var: Rekabet; küresel ölçekte yaşanır, güç ise içeride kurulan dayanışmadan doğar. Firmalarımızın birbirini desteklediği, ortak projeler geliştirdiği ve birlikte hareket ettiği bir yapı kurulduğunda Türkiye kimya sektörünün ihracat performansı da üretim gücü de çok daha sağlam bir zemine oturacaktır. “Kimyada Birlik Zamanı” derken ifade etmek istediğimiz anlayış tam olarak budur.

İKMİB’in misyonunda yüksek katma değerli ürün ihracatı kritik bir yer tutuyor. Sizin başkanlığınızda, sadece tonaj bazında değil, kilogram başına ihracat değerini artıracak ve yerli hammadde üretimini teşvik ederek dışa bağımlılığı azaltacak somut projeleriniz (örneğin GEBKİM’deki gibi teknoloji ve test merkezlerinin yaygınlaştırılması) olacak mı?
Kimya sektörü ihracatta güçlü bir hacme ulaşmış durumda. Son yıllarda 30 milyar doların üzerinde seyreden ihracat performansı ve toplam ihracat içindeki yaklaşık %13’lük payı, sektörün Türkiye ekonomisindeki stratejik konumunu açıkça gösteriyor. Bununla birlikte küresel rekabetin geldiği noktada yalnızca tonaj artışı yeterli olmuyor. Asıl mesele, ihracatın kilogram başına değerini yükselten ve teknoloji içeriği yüksek ürünlere yönelen bir üretim yapısını güçlendirmek. Küresel ölçekte marjların daraldığı bir dönemdeyiz. Avrupa’da enerji maliyetleri ve talep daralması rekabetçiliği zorlarken,

Çin’deki kapasite fazlası pek çok üründe fiyat çıpasını aşağı çekiyor. Bu tablo, Türkiye için önemli bir mesaj içeriyor. Fiyat rekabeti yerine katma değer odaklı bir üretim yapısı kurmak artık stratejik bir zorunluluk. İKMİB Başkanlığım döneminde bu dönüşümü destekleyecek birkaç başlığa özellikle odaklanmayı önemsiyoruz. Öncelikle Ar-Ge, test ve sertifikasyon altyapısının güçlendirilmesi gerekiyor. 

Kimya sektöründe ürün geliştirme süreçleri yüksek teknik kapasite gerektirir. Firmalarımızın yeni ürünler geliştirebilmesi, uluslararası standartlara uyum sağlayabilmesi ve inovasyon kabiliyetini artırabilmesi için teknoloji ve test merkezlerinin daha etkin kullanılmasını ve yaygınlaştırılmasını desteklemek önemli. Tam da bu noktada; bugün potansiyelinin tamamını kullanamadığını düşündüğümüz Kimya Teknoloji Merkezi’nin, görünürlüğünün artırılması ve yapabileceklerinin sektörle daha güçlü buluşturulması önemli olacaktır.

Bir diğer önemli başlık ise yerli hammadde üretimi. Türkiye kimya sektörü güçlü bir ihracat performansına sahip olsa da özellikle baz kimyasallarda dışa bağımlılık devam ediyor. Bu durum hem maliyet yapısını hem de cari dengeyi doğrudan etkiliyor. İKMİB olarak görevimiz, bu alanlarda yapılacak yatırımların ve teşvik mekanizmalarının ilgili Bakanlıklarımız nezdinde güçlü biçimde gündemde tutulmasına katkı sağlamak ve sektörün ihtiyaçlarını doğru verilerle ortaya koymak olacaktır.

Bunun yanında ihracat stratejisinin alt sektör ve ürün grubu bazında daha detaylı analiz edilmesi de büyük önem taşıyor. GTİP düzeyinde yapılacak daha rafine çalışmalar, hangi ürünlerde katma değer potansiyelinin yüksek olduğunu daha net görmemizi sağlayacaktır. Bu sayede firmalarımızın yatırım ve üretim kararlarını daha sağlıklı bir zeminde şekillendirmesine katkı sunabiliriz.

Amacımız; Türkiye kimya sektörünü yalnızca büyük hacimli bir üretici olarak konumlandırmak yerine, teknoloji geliştiren, yüksek katma değer üreten ve küresel değer zincirinde daha üst basamaklarda yer alan bir yapıya taşımak. Bu dönüşümün gerçekleşmesi için de sektörün tüm paydaşlarıyla birlikte hareket etmeyi ve ortak aklı merkeze alan bir yaklaşımı esas alacağız.

Turkchem Dergisi Mart - Nisan sayısı :
https://chemmedia.s3.dualstack.us-east-1.amazonaws.com/turkchem/111/index.html

Yazıyı Paylaş