Beyni Gereksiz Bilgilerden Arındırmak Hafızayı Güçlendiriyor

Beyni Gereksiz Bilgilerden Arındırmak Hafızayı Güçlendiriyor
  • 25.08.2026

Acıbadem Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt, unutkanlığın her zaman bir hastalık belirtisi olmadığını belirterek, beynin gereksiz bilgileri elemesinin sağlıklı hafıza işleyişinin önemli bir parçası olduğunu söyledi. Kurt, dijital bilgi akışı, stres, düzensiz uyku ve dikkat bölünmesinin hafızayı zorlayabildiğine dikkat çekerek, beyin sağlığını destekleyen yaşam alışkanlıkları hakkında önerilerde bulundu.

Anahtarın yerini unutmak, bir odaya girince neden orada olduğunu hatırlayamamak ya da yeni tanışılan bir kişinin adını kısa sürede unutmak günlük yaşamda sık karşılaşılan durumlar arasında yer alıyor. Ancak uzmanlara göre unutkanlık her zaman hastalık belirtisi değil. Beynin gereksiz bilgileri ayıklaması, önemli anıları koruması ve yeni bilgileri öğrenebilmesi için “unutma” mekanizmasına ihtiyacı bulunuyor.

Acıbadem Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt, beynin sık tekrar edilen ve duygusal açıdan önem taşıyan bilgileri daha güçlü biçimde pekiştirdiğini belirtti. Bir düşünce, endişe veya olumsuz deneyim zihinde ne kadar sık tekrarlanırsa, ilgili sinir ağlarının da o kadar fazla etkinleşebildiğini ifade eden Kurt, özellikle güçlü duygularla birlikte yaşanan deneyimlerin daha kalıcı hale gelebildiğini söyledi.

Bu nedenle travmatik yaşantılar veya zihni sürekli meşgul eden olumsuz düşünceler kolaylıkla hatırlanabilirken, günlük yaşamda öğrenilmek istenen bazı bilgilerin kısa sürede unutulabildiğine dikkat çekildi.

Dijital bilgi akışı hafızayı zorluyor
Beynin bilgiyi kalıcı hale getirmesinde yalnızca tekrarın değil, dikkat ve anlamlı işlemenin de belirleyici olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Murat Kurt, dijital ortamda tekrar tekrar karşılaşılan içeriklerin her zaman kalıcı bir hafıza izi oluşturmadığını belirtti.

Kurt, “Tekrar, özellikle dikkat ve anlamlı işlemeyle birlikte olduğunda bellek izini güçlendirir. Buna karşılık, dijital ortamda hızla tüketilen içerikler çoğu zaman yüzeysel düzeyde işlendiği için aynı etkiyi oluşturmaz” dedi.

Sürekli ekran kaydırmanın beynin bilgiyi derinlemesine işlemesini zorlaştırabileceğini ifade eden Kurt, bu durumun gereksiz bilişsel yükü artırarak önemli bilgilerin etkili biçimde işlenmesini güçleştirebileceğini söyledi.

“Unutmak, sağlıklı hafızanın doğal bir sonucu”
Günümüzde sınırsız bilgi akışı, sürekli bildirimler, stres, düzensiz uyku ve çoklu görev yapma alışkanlığının hafıza üzerindeki yükü artırdığını belirten Prof. Dr. Murat Kurt, beynin her gün milyonlarca uyaranla karşılaştığına dikkat çekti.

Kurt, hafızanın kusursuz çalışan bir kayıt cihazı olmadığını belirterek şöyle konuştu:

“Eğer karşılaştığımız tüm bilgileri aynı ayrıntıyla saklasaydık, yeni bilgi öğrenmek ve doğru karar vermek çok daha zor olurdu. Bu yüzden beynimiz önemli gördüğü bilgileri güçlendirirken ihtiyaç duyulmayan ayrıntıları eleme eğilimindedir. Dolayısıyla unutmak, çoğu zaman bozuk değil, tam tersine sağlıklı çalışan bir hafızanın doğal ve gerekli sonucudur.”

“Beyin bir depo değil, bir editördür” diyen Kurt, hafızanın dikkat, duygu, anlam ve tekrar gibi birçok faktörün etkisiyle sürekli yeniden düzenlendiğini ifade etti. Bu nedenle güçlü bir hafızanın yalnızca çok şey hatırlamak değil, doğru bilgiyi koruyup gereksiz bilgileri bırakabilmek anlamına da geldiğini vurguladı.

Kurt ayrıca günlük yaşamda görülen doğal unutma ile travma sonrası hafıza kaybı veya demans gibi durumlarda ortaya çıkan patolojik hafıza kayıplarının birbirinden ayrılması gerektiğinin altını çizdi.

Odaya girince neden ne yapacağımızı unutuyoruz?
Günlük yaşamda sık karşılaşılan “Bir odaya neden girdiğini unutma” durumunun psikoloji literatüründe “kapı eşiği etkisi” (doorway effect) olarak adlandırıldığını belirten Prof. Dr. Murat Kurt, bunun ortam değişikliğiyle birlikte beynin bağlamı güncellemesiyle ilişkili olduğunu söyledi.

Bir ortamdan diğerine geçildiğinde çalışma belleğinde tutulan bilginin dikkatin odağından kısa süreliğine çıkabileceğini ifade eden Kurt, yoğun çalışma temposu, dikkat bölünmesi ve aynı anda birden fazla işle ilgilenme alışkanlığının bu tür unutkanlıkları artırabileceğini belirtti.

Kurt, “Sorun çoğu zaman hafızada değil, dikkattedir. Dikkat sürekli bölündüğünde, çalışma belleğinde tutulan bilgiye erişmek zorlaşabiliyor. Çoğu zaman birkaç saniye durup yeniden odaklandığımızda veya bulunduğumuz bağlamı hatırlatan bir ipucu gördüğümüzde bilgi tekrar aklımıza geliyor” dedi.

Her unutkanlık hastalık belirtisi değil
Zaman zaman isim unutmak, anahtarın yerini karıştırmak veya bir randevuyu hatırlamakta gecikmenin tek başına hastalık anlamına gelmediğine dikkat çeken Kurt, asıl önemli olanın unutkanlığın günlük yaşam üzerindeki etkisi ve zaman içinde ilerleyip ilerlemediği olduğunu belirtti.

Aynı soruların sık sık sorulması, tanıdık ortamlarda yön bulmakta zorlanılması veya para yönetimi gibi günlük işlerin yerine getirilmesinde güçlük yaşanması durumunda uzman değerlendirmesine başvurulması gerektiğini ifade eden Kurt, uykusuzluk, depresyon, kronik stres, yoğun iş temposu, bazı ilaçlar ve dikkat dağınıklığının da hafıza performansını etkileyebileceğini söyledi.

Kötü anıların duygusal yükü azaltılabilir
Travmatik veya olumsuz anıların tamamen silinmesinin günümüzde mümkün olmadığını belirten Prof. Dr. Murat Kurt, buna karşın bu anıların oluşturduğu duygusal yükün azaltılabileceğini söyledi.

Kurt, “İnsan beyni kötü anıları tamamen silmek yerine onların duygusal yükünü zaman içinde yeniden düzenleyebilir. Psikoterapi, sağlıklı baş etme yöntemleri ve gerektiğinde profesyonel destek sayesinde kişinin anıyla kurduğu ilişki değişebilir” ifadelerini kullandı.

Hafızayı korumak için yaşam alışkanlıklarına dikkat
Hafızayı güçlü ve sağlıklı tutmak için tek bir mucize yöntemin bulunmadığını belirten Prof. Dr. Murat Kurt, kaliteli uyku, düzenli fiziksel aktivite, zihinsel olarak aktif kalma ve sosyal ilişkilerin önemine dikkat çekti.

Kurt’un önerileri arasında şunlar yer alıyor:

Kaliteli ve düzenli uyku alışkanlığı edinmek.
Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivite yapmak.
Yeni beceriler öğrenmek ve zihinsel olarak aktif kalmak.
Günlük rutinin dışına çıkarak yeni deneyimlere açık olmak.
Güçlü sosyal ilişkiler kurmak ve sürdürmek.
Akdeniz tipi gibi dengeli beslenme modellerini tercih etmek.
Stresi etkili şekilde yönetmek.
Özellikle odaklanma gerektiren işlerde dikkat bölünmesine neden olan alışkanlıklardan kaçınmak.
Bilgi tüketmek yerine bilgiyi anlamaya ve derinlemesine işlemeye zaman ayırmak.

Yazıyı Paylaş

BÖLÜM SPONSORU