Drogsan İlaçları 50. Yılında “2035” Hedeflerine Odaklandı

Drogsan İlaçları 50. Yılında “2035” Hedeflerine Odaklandı
  • 27.01.2026

Röportaj : B. Serhat Cengiz
Fotoğraflar : Taner Dalkılıç

Türkiye’nin ilk 50 ilaç firması arasında yer alan Drogsan İlaçları, 50. yılını kutladığı 2025 yılını geride bırakırken, geleceğe yönelik hedeflerle sağlık yolculuğuna devam ediyor. Drogsan İlaçları Genel Müdürü Dr. Ersan Küçük, 2035 yılına kadar şirketin üretim kapasitesini 40 milyon kutudan 100 milyon kutuya çıkarmayı, ihracatı ikiye katlayarak sektörde %1’lik paya ulaşmayı hedeflediklerini açıkladı.

Göreviniz, kariyer yolculuğunuz ve Drogsan İlaçları’nın gelişim süreci hakkında neler söylemek istersiniz?
Ben Dr. Ersan Küçük, 1960 Dörtyol doğumluyum. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1983 yılında mezun oldum. 1983-1990 yılları arasında 7 yıl hekimlik yaptım. 1990 yılı itibarıyla ilaç sektöründe farklı kademlerde görev aldım. Sektöre ilk olarak ürün müdürlüğü ile adım attım. Sırasıyla satış müdürü, pazarlama müdürü, genel müdür olarak kariyerimde ilerledim. 2008 yılında “Genel Müdür” olarak Drogsan İlaçları’na katıldım. Yaklaşık 17 yıldır Drogsan İlaçları’nda görev alıyorum.

Başladığım günden bu yana, Drogsan’ın bugünkü konumuna ulaşması için büyük bir çaba içerisinde olduk. O günden bugüne ilaç portföyümüzde önemli değişiklikler oldu. Bugün Türkiye’nin ilk 50 firması içerisinde yer alan bir konuma eriştik.

Drogsan İlaçları şu anda hangi alanlara odaklanıyor? Mevcut ürün gruplarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?
Drogsan, dört ana ürün grubunda çalışıyor. Farma grubumuz; aile hekimliği, dahiliye ve kadın doğum gibi alanlara yoğunlaşırken, spesifik alanlarda çalışan üç grubumuz bulunuyor. Bunlardan biri dermatoloji, diğeri nefroloji ve diyaliz, bir diğeri ise nöroloji ve enfeksiyon alanında uzmanlaşmış gruplarımızdır. Toplamda 140 farklı formla 70 markası olan bir firmayız. Kulak burun boğaz, diş hekimliği, pediatri, gastroenteroloji, enfeksiyon, genel cerrahi, nefroloji, dermatoloji, nöroloji, kadın doğum, üroloji, kardiyoloji gibi pek çok uzmanlık alanında tedavi çözümleri sunuyoruz. Farmasötik ürünlerin yanı sıra, gıda takviyesi ürünleri ve dermokozmetik ürünlerle de Türk tıbbına hizmet ediyor, bu alanlarda yeni ve inovatif ürünleri portföyümüze katmayı sürdürüyoruz.

İlaç sanayinde son yıllarda hangi teknolojik dönüşümler öne çıkıyor? Drogsan İlaçları bu dönüşümlere nasıl adapte oluyor ve Ar-Ge öncelikleriniz nelerdir?
Türk ilaç endüstrisinde, yeni molekül keşfi pek söz konusu değil. İlaç firmaları olarak, genellikle eşdeğer ürün geliştiriyoruz. Ancak Drogsan İlaçları’nın Ar-Ge felsefesini “katma değerli ürün geliştirmek” olarak tanımlıyoruz. Bu, referans ürünün eşdeğerinde değişiklikler yaparak, hasta yararına ve hekim kullanımına avantajı olacak ürünler geliştirmek demektir. Asıl amacımız ürün portföyümüzü bu doğrultuda geliştirmektir. Diğer yandan ilaç sektöründeki teknolojik gelişmelere baktığımızda; biyolojik ajanlar, gen teknolojisi ve hücre teknolojisinden geliştirilmiş ilaçlar öne çıkıyor. Bir de gen terapisi alanı var. Ancak bunların geliştirilmesi için Türkiye’de henüz yeterli altyapı bulunmuyor. Şu anda biyoteknolojiye yatırım yapan pek çok şirket var; biz de onlardan biriyiz. Örneğin, Türkiye’nin ilk yerli üretim eritropoetinini yapan ilaç firmasıyız. Ancak endüstrimizin bu alanlarda yol kat etmesi bazı şartların oluşmasına bağlı. Sektörümüz fiyatlandırmayla ilgili ciddi sorunlar yaşıyor. Türkiye’deki ilaç fiyatları şu anda Bangladeş’ten ucuz. Böyle bir durumda ilaç sektörünün sermaye birikimi sağlaması ve yatırım yapması oldukça zorlaşıyor. Dolayısıyla biz Drogsan olarak bu gerçekler ışığında Ar-Ge politikamızı belirliyor ve uyguluyoruz.

Kalite standartlarınız ve üretim süreçleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Drogsan olarak; kalite, güvenlik ve kurumsal yönetim anlayışımızı ulusal ve uluslararası düzeyde belgeleyen sertifikalara ve otorite onaylarına sahibiz. Tüm faaliyetlerimizi bu standartların getirdiği sorumluluklarla uyumlu şekilde yürütmekteyiz. ISO 9001:2015 Kalite Yönetim Sistemi ile süreç odaklı, müşteri memnuniyetini önceleyen ve sürekli iyileştirme ilkesine dayanan kalite yaklaşımımızı belgelendiriyor, her yıl düzenli olarak denetimlerden geçiyoruz. İlaçta üretim kalitesi birincil önceliktir; ancak ilaç sektörünün en önemli standardı “İyi Üretim Uygulamaları”dır (GMP). Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) ve yurt dışındaki pek çok sağlık otoritesi tarafından onaylanmış üretim tesisimiz, uluslararası GMP standartlarında faaliyetlerini sürdürüyor. Bugün Türkiye, bir PIC/S üyesidir. Bu, yaklaşık 50 ülkenin üye olduğu bir organizasyonda, Türkiye’nin standardının belli bir seviyenin üzerinde olduğu anlamına geliyor. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı, ilaç firmalarını düzenli olarak denetler. Bu denetimlerden geçemeyen bir firmanın varlığını sürdürmesi mümkün değildir. Hijyen koşulları, tesis şartları, bina yapısı, çalışanların iş elbiseleri, teknik ekipmanlar ve daha saymadığımız pek çok şey ancak kurallara bağlıdır. Bu gerekliliklerin belli olması sebebiyle de özelleşmiş mimari ve mühendislik çözümler söz konusudur; bina yapımından makinelerin tesis içerisindeki yerleşimine kadar. Bu bağlamda, söylemeden geçemeyeceğim bir şeyi daha ifade etmek isterim ki Türk ilaç sektörü dünyadaki rakiplerinin gerisinde değildir. Tam aksine, dünya markalarına fason üretim yapabilecek kapasitededir. İlaç sektörü eskiden ülkemizde cari açığa sebep olan bir sektördü. İhracatın ithalatı karşılama oranı 10 yıl önce %15’ler düzeyindeyken, bugün %35’lere çıktı. Her geçen gün Türkiye’deki üretim kapasitesi artıyor ve ihracat oranı da artan bir ülke oluyoruz.

Sürdürülebilirlik sizin için ne ifade ediyor? Çevre etkilerini azaltmak adına attığınız adımlardan örnek verebilir misiniz?
Sürdürülebilirlik yeni bir olgu gibi görünse de aslında geçmişe baktığımızda anneannelerimizden, babaannelerimizden beri bildiğimiz bir kavram. Sofrada yemek kalmaması, tabağa yenilecek kadar yemek alınması gibi öğretiler, aslında sürdürülebilirliğin temelini oluşturuyor. Drogsan İlaçları olarak, 50. yılımızda ilk sürdürülebilirlik raporumuzu yayınlamanın mutluluğunu yaşadık. Yüzde 100 yerli sermayeli öncü ilaç şirketlerinden biri olarak, 2023 yılına ait çevresel, sosyal ve ekonomik performansımızı kamuoyu ile paylaştık. Rapor üzerinde yaklaşık bir buçuk yıl çalıştık. Şu anda ise 2024-2025 raporu için hazırlıklarımıza devam ediyoruz. Bilhassa üretim süreçlerinde karbon ve su ayak izimizi azaltmayı, enerji verimliliğimizi artırmayı ve yenilenebilir enerji yatırımlarımızı hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Aynı zamanda eğitim, sağlık ve toplumsal fayda projeleriyle topluma değer katmayı sürdürmeye devam edeceğiz.

Dijitalleşme ve teknolojiyi işinize nasıl entegre ediyorsunuz? Yapay zekâ veya otomasyon kullandığınız örnekler var mı?
Dijitalleşme çok önemli bir konu. Özellikle de çağın gereksinimlerini göz önünde bulundurursak. 1990’da sektöre başladığımda bilgisayar yoktu, evrak dosyaları ve fakslar vardı. Şu anda bana hiç evrak gelmiyor, tüm süreçler dijital ortamda ilerliyor. Dijitalleşme ilaç sektöründe farklı alanlara yayılmış durumda. Türkiye’de İlaç Takip Sistemi (İTS) dediğimiz bir sistem vardır. Bu, Türkiye’nin dünyada öncülük ettiği bir sistemdir. Her ilaç kutusunda bir karekod bulunur ve her kutu eşsizdir. Sağlık Bakanlığı, üretimden tüketime kadarki zinciri takip eder. Bu aslında kalitenin de takibi anlamına gelir.

Drogsan İlaçları, ISO 27001:2017 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi ile kurumsal bilgi varlıklarının gizliliğini, bütünlüğünü ve erişilebilirliğini güvence altına alan bir firma. Sahip olduğumuz TURQUALITY® belgesi ile Türk ilaç sektöründe bu belgeyi alan çok az sayıda firmadan biriyiz. TURQUALITY® programına kabul edildikten sonra dijitalleşmeyi de bir adım ileriye taşıdık. Program sürecinde; şirket genelinde kalite yönetimi, insan kaynağı gelişimi, dijitalleşme ve bilgi güvenliği gibi sürdürülebilirlik başlıklarına odaklanarak kurumsal dayanıklılığımızı güçlendirdik. İcra Kurulumuza bağlı olarak, İnsan Kaynakları ve Bilgi Teknolojileri Direktörü başkanlığında bir dijitalleşme komitemiz bulunuyor. Tüm bölümlerimizden arkadaşlarımız üye olarak komitede yer alıyorlar.

Şirket olarak, sadece bugünü yönetmiyor, geleceği şekillendirecek stratejik hamleleri de kararlılıkla gerçekleştiriyoruz. Bunlardan biri yakın zaman önce hayata geçirdiğimiz “ANKA Projesi”. Dijitalleşme yolculuğumuzun önemli aşamalarından biri olan SAP S/4HANA dönüşüm projesi, iş yapış biçimlerimizi daha çevik, entegre ve veriye dayalı bir noktaya taşıyan kapsamlı bir dönüşümün ilk adımı oldu. Drogsan’ın dayanıklılığını, geleceğe bakışını, gelişim ve değişim iradesini temsil eden stratejik bir atılımda bulunduk. Adını, yeniden doğuşu ve güçlenmeyi simgeleyen Anka’dan alan proje, süreçlerimizi daha verimli, sürdürülebilir ve güçlü hale getirme hedefiyle kurgulanırken, şirketimizin uzun vadeli rekabet gücünü de desteklemektedir.

Türkiye’de ve yurt dışında büyüme hedefleriniz nelerdir? İş birlikleri ve ihracat açısından bir sonraki adımınız nedir?
Drogsan İlaçları olarak, 2025 yılında 50. yılımızı kutladık. Bulunduğumuz konumdan memnunuz; ama yeterli görmüyoruz. Önümüzde 10 yıllık bir süreç var: “Hedef 2035”. Şu an yaklaşık 40 milyon kutuluk bir üretim kapasitemiz var. Önümüzdeki 5 yıllık süreçte yeni fabrikamızın devreye girmesiyle 100 milyon kutuluk bir kapasiteye erişeceğimizi öngörüyoruz. 2035 yılında ilaç sektöründe %1’lik payı geçen bir firma olarak, sektörde daha güçlü bir konumda yer almayı arzu ediyoruz.

İhracat bizim için her zaman önemli oldu. İhracatın ithalatı karşılama oranı sektör ortalamasının üzerinde olan bir firmayız. Yaklaşık 10 milyon dolarlık bir ihracat kapasitesine sahibiz. 2035 yılına geldiğimizde 20-25 milyon dolarlık bir ihracat kapasitesine erişmek ana amacımız. Bununla beraber özellikle regüle pazarlar dediğimiz Avrupa pazarında yer alan bir firma olacağımıza inancımız tamdır. Yatırım projemiz tamamlandığında, üretim kapasitemizin artmasıyla operasyonel verimliliğimizin güçlenmesini, ulusal ve uluslararası pazarlardaki konumumuzun daha da sağlamlaşmasını hedefliyoruz.

Bu vesileyle 2026 yılının; Türk ilaç endüstrisi ve tüm paydaşlarımız için başarı dolu geçmesini diliyorum. Yeni yılın ülkemiz, dünya ve tüm insanlık için sağlık, barış ve mutluluk getirmesini temenni ederim.

Yazıyı Paylaş