Rüzgâr ve Güneş Projelerinde Yatırım Hızı Artıyor

Rüzgâr ve Güneş Projelerinde Yatırım Hızı Artıyor
  • 26.02.2026

Yenilenebilir enerji alanında rüzgâr projeleri, proje stokunun yatırıma dönüşme hızı ve devreye alma performansı açısından öne çıkıyor. Özellikle izin süreçlerini tamamlamış ve uzun süredir hazırlığı yapılan rüzgâr projelerinin, 2026 yılı itibarıyla sahada karşılık bulması öngörülüyor. Sektörde, yatırım süreçlerinde zaman yönetimi ve sahadaki uygulama disiplininin belirleyici hale geldiği görülüyor.

2025 yılı ile 2026’nın ilk çeyreği, izin süreçlerindeki iyileştirmeler açısından bugüne kadar kaydedilen en yapıcı dönemlerden biri olarak öne çıkıyor. Geride kalan düzenleme ve sadeleştirme adımlarıyla, bugün ortalama 5,4 yıl olan yatırıma geçiş sürelerinin orta vadede 15–18 aya çekilmesi mümkün olabilecek.

ARI-ES Enerji: 2035 hedefleri yatırım temposunu belirliyor
ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, Türkiye’nin 2035 yılında rüzgâr ve güneş enerjisinde toplam 120 bin MW kurulu güce ulaşma hedefleri doğrultusunda yatırım süreçlerinde zaman yönetimi ve sahadaki uygulama kalitesinin kritik olduğunu vurguluyor. Arıcı, yatırımların hız kaybetmeden devreye alınmasının sektörün gücünü ve yatırım iştahını koruması açısından önem taşıdığını belirtiyor.

ARI-ES Enerji, özellikle izin süreçlerini tamamlamış projelerin sahaya taşınması, devreye alma yönetimi ve uygulama kalitesi konularında uzmanlaşıyor. Şirket, toplam 40.000 MW’lık yenilenebilir enerji portföyünün (%25’i 10.000 MW) rüzgâr projeleri için aktif olarak proje geliştirme süreçlerini yürütüyor. Portföyün 25.000 MW’lık rüzgâr enerjisi bölümünde edinilen saha tecrübesinin, 2026 itibarıyla yatırımların daha hızlı ve öngörülebilir şekilde devreye alınmasına katkı sağlayacağı öngörülüyor.

Tek bir megavat bile kaybedilemez
Arıcı, rüzgâr enerjisinde proje birikiminin sahada karşılık bulmasının kritik olduğunu belirterek şunları söyledi:
"Türkiye’de rüzgâr enerjisinde ciddi bir proje birikimi oluştu. Bugün yaklaşık 15 bin MW kurulu güç, güçlü bir ekosisteme işaret ediyor. Ancak bu birikimin gerçek karşılığı, projelerin sahaya ne kadar hızlı ve sağlıklı taşındığıyla ölçülecek. Yatırıma geçiş sürelerinin kısaltılması ve tek bir megavatın bile sahada kaybedilmemesi sektör açısından kritik önemde."

2035 hedefleri hız ve kaliteyi ön plana çıkarıyor
Türkiye’nin 2035 yılına kadar rüzgâr ve güneş enerjisinde 120 bin MW kurulu güce ulaşma hedefi, yıllık ortalama 7,5–8 bin MW yeni kapasitenin devreye alınmasını gerektiriyor. Arıcı, bu ölçekte bir dönüşümün yalnızca yeni projelerin geliştirilmesiyle değil, yatırım süreçlerinin etkin yönetilmesi ve sahadaki uygulama kalitesinin artırılmasıyla mümkün olabileceğine dikkat çekiyor. Önümüzdeki dönemde, hız, zaman yönetimi ve devreye alma performansı, sektörün ana gündem başlıkları arasında olacak.

Yazıyı Paylaş