10 Eyl 2026
Turkchem — Kimya Sanayii Haber Portalı
ReklamthinkvoiceASİL KimyaARTKİM MICEChemLeg-Header Bannerunivar-headerTurkchem-Header
Son Dakika
ReklamthinkvoiceASİL KimyaARTKİM MICEChemLeg-Header Bannerunivar-headerTurkchem-Header
Haber

Kara Elmastan Tarıma Yolculuk

Turkchem 09 Ara 2016 8 4 dk okuma
TURKCHEM

Tarım arazilerinden elde edilecek olan ürünün verimliliğini ve kalitesini arttırmak amacıyla belirli periyodik zaman aralıklarıyla kullanıcılar tarafından toprağa

Gübre ve Önemi

Tarım arazilerinden elde edilecek olan ürünün verimliliğini ve kalitesini arttırmak amacıyla belirli periyodik zaman aralıklarıyla kullanıcılar tarafından toprağa veya bitkiye doğrudan uygulanan organik ve inorganik formdaki (organik, makro /mikro) bitki gelişiminde önem arz eden bitki besin maddeler içerikli kimyasal bileşiklerdir. Her ne kadar toprak ve su, bu gıdanın büyük bir kısmını sağlamaya yeterse de birçok hallerde bir takım gıdalar bakımından fakir olabilirler. Böyle hallerde toprağın gübre ile takviye edilmesi gerekir. Bitkiler, büyüme ve yaşamaları için azot, fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum, kükürt, demir, mangan, bakır, çinko, bor ve bazı hallerde de molibden gibi elementlere muhtaçtır. Bitkiler yaşama ve büyümeleri için bazı organik ve inorganik bitki besin maddelerine gereksinim duyarlar. Bu gereksinimlerini de bir şekilde topraktan gerek kökleri, gerekse haricen yaprakları vasıtasıyla alarak giderirler. Şu ana kadar yapılan deneysel ve bilimsel çalışmalar, gerekse Ar-Ge çalışmaları ve uygulamalar neticesinde bitkilerin organik ve inorganik bitki besin maddelerince (makro ve mikro besin maddeler) beslenip topraktan bitki gelişmelerini sağlamaları için bitki besin maddelerine gereksinim duymaktadırlar. Gerekli olan bu gereksinimleri bir şekilde dışarıdan takviye edilerek giderilmektedir. Mutlaka tarımsal alan içerikli toprağa gübre verilmeden önce tam teşekküllü akredite olmuş teknik malzeme ve uzman eleman barındıran laboratuvarlarda toprak ve bitki analizi yapıldıktan sonra toprak düzenlemesine ve bitki gelişimine gerekli olan gübrelerin uygulamasına geçilmelidir. Aksi halde hem üründe verimsizlik, hem kalitede düşüş, hem de emekte kayıp demektir uygulayıcılar açısından. Tarım amaçlı olarak işlenen topraklardaki toprak verimliliğindeki düşüşlerin önlenmesi ve en az düzeylere inmesi ve kaybolan toprak verimliliğinin tekrar kazandırılmasına yönelik bilimsel alanlarda Ar-Ge çalışmaları yapılarak çözüm bulunmaya çalışılmalıdır. Yapılan bilimsel çalışmalar neticesinde bitkilerin gelişimi için sadece bir asal bitki besin maddesine ihtiyaç duyulmadığı, birden çok bitki besin maddesinin üretimi ve kullanımı, yapılan analiz ve tetkikler neticesinde toprak uygulayıcılarına gerek eğitimsel olarak gerek birebir uygulanarak sunulmasının gerekliliğini göstermektedir. Ayrıca bitkiler gelişim evrelerini gerçekleş-tirmeleri için mutlak surette madensel tuzlara bir şekilde ihtiyaç duymaktadırlar. 19. yüzyılda yapılan bilimsel ve araştırma çalışmalar neticesinde doğal ve suni gübrelerin üretimine geçilmiştir. Ülkemiz genelinde toprak işleyicilerimizce gübre kullanımı bazı coğrafi bölgeler istisna tutulursa yoğun ve bilinçli bir uygulama şeklinde uygulanmamaktadır. Yoğun kullanımın olduğu bazı tarımsal bölgelerde ise uygulamanın eski deyimle; ne kadar fazla gübre, o kadar ürün mantığı ile hareket edilmesinden dolayı maalesef sağlıklı bir gübreleme yapılmamaktadır. Bunun neticesinde ise hem üründe, hem emekte hem de iş gücü ve zamanda kayıp söz konusu olmaktadır. Bu durum tarım toprağınca zengin olan ülkemiz milli ekonomisi için son derece önemli bir kaybı teşkil etmektedir. Özellikle çiftçilerimiz genelde toprak analizi yaptırmadan, ana girdi besin maddeleri ile yardımcı besin madde girdilerin toprağa (tarım alanına) kg/dekar olarak kullanacakları gübre miktarını rastgele, kulaktan dolma bir şekilde toprağa vermektedirler. Sonuçta; hem maddi, hem manevi ve hem de hasatta verim kaybı olarak hüsrana uğramaktadırlar. Şu halde topraktan yüksek verimde ürün almak için; gübrelemenin bilinçli, eğitimli ve tarım işletme prosedürleri kriterlerine uygun olarak yapılmasında yarar olacağı kanısındayım. Bunun yolu da ülkemiz yeraltı ve yer üstü kaynaklarının bilinçli bir şekilde gerek birincil hammadde olarak gerekse ikincil hammadde (Ar-Ge / Geri Dönüşüm) olarak kullanılıp değerlendirilmesinden geçmektedir. Bunun da ancak üniversite – teknik destek sağlayan kurum ve kuruluşlar ile sanayici işbirliği arasında oluşacak olan diyaloglar sonrası gerçekleşeceği kanısındayım

Leonardit nedir?

Kısaca açıklayacak olursak; leonardit doğal organik karbonil kökenli tortul kayaçların milyonlarca yıl süren çok yavaş oksidasyonu ve kimyasal değişimi sonucu oluşmuş yüksek oranda hümik+fulvik asitler ile karbon, makro ve mikro bitki besin maddesi içeren kömür düzeyine ulaşmamış (düşük kalorili linyit kömürü) tamamen doğal organik bir mineral kayacıdır. Veya; diğer bütün madenler gibi kendine has fiziksel ve kimyasal özellikleri ile kendine has oluşum süreci ve jeolojisi olan, alkali çözeltilerde (KOH/NaOH) kolayca çözünebilen, siyah veya koyu kahverengi renkte, parlak ve camsı görünümlü yumuşak doğal organik kökenli yeraltı madendir de diyebiliriz. İlk defa A.B.D.’nin Kuzey Dakota eyaletinde Dr. Leonard tarafından keşfedilerek bulunmasından dolayı leonardit madeni ismini almıştır. Bugün ülkemizde diğer madenlerle en fazla karıştırılan ve en fazla birbirinden çok farklı tanımları içeren organik kökenli maden şüphesiz leonardittir. Son zamanlarda leonardite (linyit kömürünün okside olmuş formu) kimyası üzerine yapılan son çalışmalar hümik asidin tuzlarının bileşimi olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bundan dolayıdır ki; hümik asitler kayaların ve minerallerin bozulmasında önemli rol oynamaktadırlar. Olayın oluşması ise doğanın coğrafi konumu ve iklimsel özelliği ile minerallerin dayanıklılığına bağlıdır. Kalitesi içerik olarak coğrafi konum ve iklimsel özelliklerden dolayı bölgeden bölgeye değişiklik göstermektedir. Leonarditler, bünyesinde barındırdığı yüksek orandaki hümik+fulvik asitten dolayı artı katma değerli ekonomik bir değere sahiptir. Özellikle tarım alanında toprak düzenleyicisi ve bitki gelişiminde önem arz eden bitki besin maddesi (organik gübre) olarak önemini belirtmektedir. Bu da bize, toprakta bereket, üründe verimlilik, kapasitede artış ve kalitede güvence anlamına geldiğini göstermektedir.

Humat (sıvı ve toz) leonardit üretimi:

Yeraltından çıkarılan %35-50 düşük kalorili ve %70-90 karbon içerikli Hümik +Fulvik asit içerikli leonardit (linyit kömürü). # SEKTÖRDEN# Elmastan# Tarıma# Yolculuk
Reklam
Reklam Alanı728 × 90

Okuyanlar bunları da okudu